Hamlar ve Haslar Üzerine - Münferit Fikir Platformu

SON

Bu Blogda Ara

3 Ocak 2019 Perşembe

Hamlar ve Haslar Üzerine



Öncelikle böyle bir konu hakkında bir şeyler yazmak bana çok zor geliyor. Zamanında teorik olarak benim de bu şekilde düşündüğüm olmuş olsa da şu an bu düşünce bana çok yanlış geliyor. Hani çocukken evrim ile ilgili “madem evrim var neden şimdiki maymunlar insan olmuyor” derdik ama büyüyünce (evrime inanın ya da inanmayın fark etmez) bu şekilde savunma yapan birine cevap bile vermeye tahammül edemezsiniz ya. Aynı onun gibi bu argümanı dile getirenlere daha önce zoraki cevap verdiğim oldu ama hala daha çok yaygın bir argüman olduğu için bir şeyler karalamak istiyorum.

Bazı tablolar vardır (Meriç tablosu gibi) insanın önüne o resmi koyduğunuzda artık o eski düşüncelerinden vazgeçmesini beklersiniz, aksi bir yorum beyan ettiğinde en ufak ters bir soru bile sorduğunda dayanamazsınız, elleriniz titrer, insanlıktan nefret edersiniz duymak istemezsiniz hiçbir şeyi. Oysa sabırlı olmak gerekir, fikir hürriyeti vardır, her fikre tarafsızca yaklaşmak gerekir ... Ama olmaz yapamazsınız, yalnız kaldığınızda kendinize kızıp her fikre açık olmalıyım deseniz de olmaz işte gördüğünüz onca acı üzerine bir ümit o tabloyu insanlara gösterip onlardan empati yapmasını beklersiniz ama biri tutup oradan “bunlar da zamanında ........ yapmasaydı” der. Her şey biter o an, kanarcasına dudaklarınızı ısırırsınız, verecek cevabınız vardır ama dudaklarınızı açarsanız çok daha kötü şeyler çıkacaktır. Evet pes ettim o tarafla hiç konuşmuyorum artık, ama bir de öbür taraf var. Zoraki bu yazıyı öbür taraftakiler için yazıyorum.

Orucu, fakirlerin ne yaşadığını anlamak için tutuğumuz söylenirdi. Bir günlük açlık ile fakirleri hiç anlayabildiğimizi düşünmedim, ben de hiç onları anlayamadım. Ama mantık doğruydu, onların yaşadığını yaşamadan onları anlamak çok zor. Bu acıları da ne kadar anlatsam yaşayamayan anlayamaz. Ben gelip size sabah 6:00'da evinizin polis tarafından basılıp terörist olarak götürülmenizi anlatsam, geçmişte bunu yaşayan Kemalistler, Kürtler, Aleviler, Solcular anlar. Ama gel gör ki Hizmet içinde bu acıyı yaşamamış kişiler ne gördünüz ki hemen bu davayı terk ediyorsunuz diyebiliyor ve bir de hamlar ayrıldı diye sevinebiliyorlar.

Tüm ülkenin size terörist gözüyle baktığı, 250 şehidinin hesabını sorduğu bir atmosferde. Evinizde acaba darbeyi gerçekten Hizmet mi yaptı diye kendi beyninizi yediğiniz zamanda. Eşiniz dostunuz Hizmet bağlantınızı bildiği için ya sizden kaçtığı ya da sizin onları gördüğünüzde ters bir laf edecek şimdi diye gözlerinizi kaçırdığınız zamanda. İşten atılma, tutuklanma korkusunu illiklerinize kadar yaşadığınız, evinizdeki kitapları attığınız zamanda. Yemek yiyemeyip, ağır bir travmayla TV ve gazetedeki haberleri ölü gibi takip ederken, artık canınıza tak eder ve her şeye rağmen bir girip Gülen ne demiş Hizmettekiler ne demiş, darbe günü bu açıklamaları yapan bu tweetleri atanlar ne savunma yapmış diye bakarsınız. Kulaklık takarsınız, sesini iyice kısarsınız korkudan. Dinlersiniz Gülen'i... Gülen telaşlı, 17-25 Aralık ile ilgili garip bir açıklama yapar, Fuatavni'den bahseder, Öksüz ile ilgili hiçbir şey demez. Hiçbir mantıklı açıklama yapmaz, Twitter'a bakarsınız kimse kalmamış bir iki şaklaban 6 ay sonra her şey düzelecek diyor. Devletin iddialarına dair bir tane savunma yok, darbe zamanı halkı küçümseyen, keşke albay olsaydım diyen, şafakta asarlar diyen, biletimi alın diyen, gülen bebek reklam filmi çeken herkes susmuş (Çok sonra bir şeyler dediler). Onların tüm yükü sizin omuzunuzda işin faturası size çıkmış zaten maddi acısını siz çekeceksiniz orası belli. Ama bari hapse girmeden önce şu darbeyi Hizmet yapmamıştır diye Gülen bi anlatsa da bi savunsa kendini bi iddialara cevap verse de ondan sonra içim rahat gireyim düşüncesindesinizdir. Yalan söylese bile gene de net bir savunma yapsa, yalanına da razıyım, yeter ki telaşlı olmasın, saçmalamasın bir şey desin. Ama yok uluslararası mahkeme dedi, bizim alakamız yok biz niye savunma yapalım dendi ve susuldu. O sustu şaklabanlar gene rüyalar anlattı tarihler verdiler. Ama siz artık tüm geçmişinizi silip bir daha açmamak üzere bilgisayarınızı kapatırsınız. Bir kere uyandınız mı düşünceler içinizi kemirir, her şeyi sorgularsınız. Filmin sonunda ters köşe olmuş seyirci gibi hafızanızı tazeler nerde hata yaptım diye düşünürsünüz. Kafayı yersiniz gerçekleri kabullenmek çok zordur. Ama yok işte o manevi acıyı da tek başınıza yaşayacaksınızdır. Şanslıysanız aileniz sizinledir size sahip çıkar, değilseniz tek başınasınızdır.

Anlatamam, anlattıkça yaşıyorum tekrar. Yaşayan bilir bunları, acılarının kökü gövdesi aynıdır. Herkes yaşamıştır az çok bunları. En zor zamanımda Gülen beni yalnız bıraktı ve bir buçuk sene askerden kocasının dönmesini bekleyen yeni evli kız gibi bekledim (hala daha bir şey demiş değil). Ama o dönemde çok okudum çok düşündüm, şimdi çoğu yanlışını hatasını görebiliyorum. Ergenekon, Balyoz iddianamesi vs. çoğunu okudum, Hanefi Avcı gibi kişilerin kitaplarını vs.. Bana Gülen'i savunanlara o gördüğüm yanlışları hataları anlatıyorum, onlar da etrafına mal ediyorlar Gülen yapmaz diyorlar. Bazıları Ergenekoncular, havuz medyası seni etkilemiş diyor. Ama işte dediğim gibi yaşanmışlığım var en zor anımda Gülen darbe hakkında sustu o an uyandım artık geri uyuyamam. Hizmeti aklamayı umursamadı bile, sonra Bylock, Bankasya, Sendika bunlar çıktı. Hiçbir açıklama gelmedi, devletin eline bu listeler nasıl geçmişti. Zerre bir şey demediler, umursamadılar yalan söyleme zahmetinde bile bulunmadılar.

Yıllar önce deri toplarken üstümü başımı çok batırmıştım. Dedem beni, arkadaşımı ve onun arabasının bagajının batmış olduğunu görünce “oğlum ne safsınız kendinizi kullandırıyorsunuz düştüğünüz hale bak” demişti. O gün sen anlamazsın dede dediysem de meğer ben hiçbir şeyi anlamamışım. Ameller niyetlere göredir geçmişten bir pişmanlığım yok.

Thecrcl.ca sitesinde ilk kez benim gibi düşünen başkalarının olduğunu görmüştüm ama orda da maalesef başlıktaki minvalde yazılar yazanlar olmuştu, altlarına çok sert yorumumu yapmıştım. Ama zor gelse de bu düşüncenin saçmalığını tekrardan yazacağım.

The Circle sitesindeki röportajında Ahmet Kurucan'ın belirtiği gibi bu cemaat bir din değildir. Cemaatten ayrıldığınız da dinden çıkmış olmazsınız. Hiçbir tarikat ve cemaate dahil olmadan dininizi yaşayıp insanlara yardım edebilirsiniz. Gülen'in söylediği gibi bir liste yoktur ve orda kişilerin ismi yazmıyordur. Ama ben ne kadar bunları desem de siz Gülen o kadar anlattığı için Nursi'nin davasının devamı olan bu davayı kutsal olarak göreceksiniz. Ve kendinizi seçilmiş olarak göreceksiniz. Diyelim ki öyle olsun.

Bu davanın ana amacı Nam-ı Celil-i Muhammedi'yi güneşin doğup battığı her yere götürmek değil midir? Bundan dolayı onca maddi imkansızlığa rağmen kimsenin gitmediği ülkelere gidilmemiş midir? Bundan dolayı onca insan ailesinden kopmuş, zor şartlarda insanlara ulaşmaya çalışmamış mıdır? Bundan dolayı kimisi Afrika'da sıtmadan şehit olmamış mıdır? Peki onca ülkeye gidip bir insana ulaşılmaya çalışırken, senin kendi ülkede senden olan düne kadar kardeşin dediğin kişi birilerinin hatasından dolayı, Gülen'in hatalarından dolayı, Gülen'in susmasından dolayı, Gülen'i yanlış anlamasından dolayı, çektiği acıların ağır gelmesinden dolayı, kafasında şüphelerin olmasından dolayı, çok yorulmuş olmasından dolayı eğer bu Hizmetten ayrılıyorsa, hangi mantık hangi vicdan ile onun arkasından hamlar haslar ayrılıyor diyebiliyorsun? Sen hiçbir imtihana tabi tutulmamışken, itirafçı olan birine neye dayanarak münafık diyebilirsin? Sen hiçbir imtihana tabi tutulmamışken, sürekli acıyı çekeni gazlarken neye dayanarak yolda kalanlar diyebilirsin o insanlara? Bu din şefkat dini değil mi? Bu din yumuşak sözle kalpleri kırmamayı belirtmiyor mu? Hal böyle iken nasıl o insanlar düşmüşken bir de üstlerine münafık, ham, yolda kalanlar, güçsüzler, kömürler, zayiat gibi ithamlar ile o kişiye saldırabiliyorsunuz. Diyelim ki bu kişi gerçekten ham ve yolda kaldı, Afrika'daki çocuğun imanını düşünen cemaat ne zaman kendi kardeşini yolda bırakacak noktaya geldi? Ayrıca bu cemaatte haslar hamlar ayrılınca ne oluyor sanki? Ham dediğiniz insanlarla aynı ülkede yaşamıyor musunuz? Yarın o hamlar size sorun olmayacak mı? Onca insanın imanını kurtarmayı hedeflerken neden küçülmekten zevk alıyorsunuz. Madem küçülmekten zevk alıyorsun, o kardeşinin geçirdiği ağır imtihandan sonra onun kaybettiğini düşündüğün için mi yoksa kendi geçirmediğin imtihandan dolayı cemaat içinde kaldığın için mi zevk alıyorsun? Rakip mi görüyordun da o kardeşini onun düştüğü(!) yerde senin ayakta kalman seni bu kadar gururlandırdı, memnun etti? Kendini daha mı seçilmiş hissettin? Kendi benliğini egonu mu tatmin etmiş oldun? Utanmadan nasıl bu sürecin faydaları tarzı yazılarda hamlar aramızdan ayrıldı diyebiliyorsunuz. Size bir kere bile tuzu kuru denmediği halde, dün kardeşiniz dediğiniz bir kişiye karşı nasıl bu kadar vicdansız olabiliyorsunuz? Kelli Felli yazarlar Allah'a şükrediyor bu süreçte şer görülen şeyde hayır vardır ne güzel oldu diye. Hiç mi sorgulamıyorsunuz o adam ayrılıyor bir şeyler diyor ne diyor bir dinleyeyim diye? Ama doğru kendinizi üstün görüyorsunuz ya siz hassınız ya... Sizin için sadece Gülen mi önemli? Onun dışındaki herkes feda edilebilir mi? Balkondan atlayıp öldüğünüzde günahlarımız yüzünden mi bu oldu diyeceksiniz? Neden utanmadan Ka’b b. Mâlik örneğini verip Peygamberi zor zamanında yalnız bırakanları anlatıyorsunuz? Buradaki peygamber neden her zaman Gülen oluyor neden biz yalnız kaldığımız da bizi yalnız bırakanlar münafık olmuyor?

Vicdanın olmadığı yerde hiçbir şey olmaz, koca Hizmettin geldiği nokta bu olmuş. Gülen den destek alarak utanmadan bunu diyorlar dediler ve ses çıkaran olmadı. Gülen'in sağa sola kime dediği belli olmadan münafık dediği yerde onlar ham demiş zaten ne olcak...

Kült bir hareket, kendini kutsallaştırıp ayrılanları korkutur. Üstü çizili isimler vaazıyla Gülen bunu çok güzel bir şekilde yapmıştır. Bu olaylar olmadan önce de abisiyle kavga edip ayrılan kişiler hep üstü çizili isimler, gene o minvalde bir iki vaaz daha vardı onları hatırlayıp tokat yer miyim diye boşuna kendi canını sıkmıştır. Yukarda dediğim gibi Gülen insanların manevi acısını 15 Temmuz'dan sonra dindirmeyi hiç düşünmedi, onu yapmadığı gibi geçmişte de bu hizmeti din gibi göstererek insanlara sadece acı verdi. Ayrılan insanlar, sorgulayan insanlar, eleştiren insanlar boşu boşuna acı yaşadılar. Kopan birkaç kişinin tam koptuğunu görmüştüm, şimdi anlıyorum niye öyle olduğunu. Gülen'in dediği gibi bir tokat yok, Gülen tam tersi din gibi gösterdiği için insanlar direk dinden koptuğunu düşündüğü için bu kadar bocalıyordu.

Meşhur bir vaazı vardı Gülen'in: müritlerin kalp gözü açılmış hocalarının gerçek durumu görünce onu terk etmişler bir tane mürit kalmış vefasını göstermiş. Aynısını yaparım, gerçekleri söyleyip pişman olduğunu söylese aynısını yaparım. Ama hala daha karşıdakini mal yerine koyan açıklamalar yapıp hızını alamayıp bide zaten madden ruhen düşmüş insanlara herkes tekme atarken onlar da münafık, ham diyerek tekme atıyorsa, o insanlar kendi sessizliklerine bile bırakılmıyorsa... Haykırasım geliyor!!! Tablo bu işte!!! Anlatılmıyor

-Ahmet                                                                              Twitter: @a_wolfenstein

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme