Header Ads Widget

test banner

Olayları Nasıl Görüyorum ve Niye Eleştiriyorum

Bir önceki yazımda kim olduğumu ve niye sert eleştirdiğimi ele almıştım. Blogda Ahmet ismini aratıp yazılarıma ulaşabilirsiniz. Bugünkü yazıda ise biraz daha niye eleştirdiğime değindikten sonra olaylara bakış açımı anlatacağım.

Cemaati sorgularken düşündüğüm şey şuydu. Eğer ben haksızsam ve yanlış bir yapı içindeysem bunu nasıl anlarım? Yani bir ihtimal var mı şu olursa ben bu yapıdan ayrılırım dediğiniz ya da Gülen’in üstünü çizerim dediğiniz? Güvenlik bürokratlarının sivil abilerinden işleriyle ilgili emir aldıkları kanıtlanırsa mesela ayrılır mısınız? Bazı sınavların sorularının verildiği kanıtlanırsa mesela ayrılır mısınız? Ergenekon, Balyoz gibi operasyonların cemaat tarafından yapıldığı ispat edilirse ve büyük mağduriyetlerin olduğu da gösterilirse ayrılır mısınız? Askeriye gibi kurumlardaki cemaat mensuplarının içki içtiği ispat edilirse ayrılır mısınız? Mesela, 15 Temmuz oldu, eğer bu işin arkasında Gülen varsa ben bu yapıdan ayrılırım dediniz mi? Ya da şu an diyor musunuz bu işin arkasından Gülen çıkarsa ben ayrılırım diye? Bu sorular uzar gider, kendinize sorun tam olarak ne olursa ayrılırsınız? Maalesef benim gördüğüm bazı insanlar için bunun cevabı yok, ne olursa olsun bir şekilde kendilerini ikna edebiliyorlar. Yukarıda saydığım çoğu konu bazıları çok net ispatlanmış bazıları hakkında ciddi şüpheler var. Ciddi şüphe bile önemlidir. Eşiniz hakkında bir şüphe olsa sizi aldattığına dair, hiçbir şey yok gibi devam edebilir misiniz? Yoksa araştırır mısınız? Zor değil Ergenekon, Tahşiye iddianamesi açıp okuyun 2 bin sayfa okuduktan sonra zaten olayı az çok anlarsınız. Kafanızdaki sorulara cevap bulma imkânınız var ama siz araştırmıyorsanız burada bir sıkıntı vardır. Kuvvetli şüphe mesela sizin için önemli değil mi, şüpheli olayları hiç araştırma gereği bile duymuyor musunuz? O yapmamıştır benim hocam asla bunu yapmaz deyip geçebilmek ne kadar sağlıklı? Eşiniz olsa bunu demezsiniz, anneniz gelip size eşinizle ilgili bir şey dese içinize kurt düşer, ama aileniz size Gülen ile ilgili bir şey demesine rağmen sorgulamıyorsunuz ve ailenizle bağları koparıyorsunuz.

15 Temmuz’dan sonra ortalığa çok şey saçıldı, hala daha da saçılıyor. Eskiden bu kadar net değildi her şey ama şimdi çok net bazı şeyler görülüyor neden sorgulamıyorsunuz? İlk sorduğum soru çok önemli. Bazı insanlar sınav soruları verildiğini bilsem ayrılırım diyor, ispatlayınca da bireysel hatadır, bazı abilerin hatasıdır vs. diyor. Gülen’in de dahili var diye anlatınca bu sefer, Türkiye şartları, olabilir vs. Arkadaşım hani ispatlarsam ayrılırdın? Bu mantıkla zaten ben sana yanlış bir şey gösteremem ki. Ne olursa olsun Gülen yapıyorsa zaten din budur diyorsan yapabilecek bir şey yok. Hapishane adi suçlular ile dolu, hepsi geziyor ‘sor bi niye yaptım! sor bi!’ diyor. Herkesin kendine göre bir nedeni var, hatta Siyer ’den de kendinizi aklayacak bir örnek de bulursunuz zor değil. Ama bir kırmızı çizgi olmalı değil mi, bu faaliyet dinde yoktur ve her kim, her ne saik ile yapıyor olursa olsun suçtur diye.

Aklı ön kabullerden, varsayımlardan kurtarıp sağlam bir analiz ile sorgulamak gerekiyor. Rasyonel düşünmek gerekiyor. Kefenin bir tarafında yüzlerce itirafçı beyanı, diğer tarafında cemaatten birilerinin sözü, hangisi ağır basıyor? Bazı insanlar için yüzlerce itirafçı beyanı zorla alınmış ifadeler, gazetecilerin söylediği şeyler de yalan, tek doğru var o da cemaatten birinden duyduğu bir bilgi. Kişi sorguladığını da düşünüyor. Böyle bir suçu niye cemaatten birileri işlesin bana mantıklı gelmiyor diyor ve mantıki bir çıkarım yaptığını da zannediyor. Ama hangi suç mantıklıdır ki zaten? Filmlerde kötü karakterlerin yaptığı şeyler mantıklı mıdır? Sorgulamak bu değildir, bu dogmalarının yıkılmasını önlemek için insanın koruma mekanizmasının devreye girmesidir. İnsanın kendi iç huzurunu koruma refleksidir bu.

Peki şunu düşünün, gerçekten bu cemaatin içinde Gülen’in lideri olduğu kirli bir yapı varsa. Bunlar 15 Temmuz darbesine de bulaştıysa, öncesinde de devlet içinde güç savaşlarına girdilerse, birçok insanın canını yaktılarsa, birçok suçu işledilerse, sürekli yalan söylüyorlarsa, Türkiye’deki mağdurları umursamayıp kirli planlar yapıyorlarsa (Sezai), aynı şekilde İslam diniyle de istedikleri gibi oynayıp amaçlarına matuf bir araç haline getirmişlerse, o zaman benim ve benim gibilerin feryat figan eleştirmesi çok mantıklı değil mi? Ben ayrılsam bile, kalan sevdiğim masum insanları niye kurtlarla baş başa bırakayım? Peki böyle bir yapı varsa, olmadığını göstermek için propaganda da yapmayacak mıdır?

Şöyle bir tabloda bu kurtları fark edip cemaatten ayrılan bir insanın ne yapması beklenir? A) Kendi işlerine odaklanması B) Bu kurtlara karşı cemaatte kalan kişileri uyarması, kurtların propagandaları karşısında üslubunun sertleşmesi C) Kendi işine bakıp arada cemaati hafif bir üslup ile eleştirmesi

Sert üslubun mazereti olamaz, aynı şekilde cemaatteki kişileri de zorlayamam. Ama bu derece ısrar etmemin ve arada sertleşmemim nedeni budur. Müslüman olmayanların cehenneme gideceğine inanan bir insanın ne yapması beklenir? Deli gibi insanlara İslam’ı anlatır değil mi? Zorlamaz ama Peygamberimizin yaptığı gibi asla da vazgeçmez, kovulsa da tekrar bir diyalog ortamı kurmaya çalışıp fikirlerini anlatır. Bir kişinin söylediklerine ne derece inandığını test etmek istiyorsanız o kişinin ısrarına bakın derim. Her ısrar kişinin kendi fikirlerine inanmaktan kaynaklanmaz, ama her fikrine inanan kişi ısrar eder.

Ayrıca şöyle bir nokta var, ben kesin inançlı bir insandım. Her insan kesin inançlı olmaz. Kesin inançlı insanlar da bir kere kesin inançlı oldu mu geri dönüşü zordur. Fanatik (Her kesin inançlı fanatik değildir, her fanatik kesin inançlıdır) bir Komünist, fanatik bir Nazi olabilir bu kolaydır ama aklı başında bir Sosyal Demokrat ya da Liberal olması zordur. Sosyal Demokrat ve Liberal insanlar da gördüğüm en belirgin özellik kendilerini geliştirmeye odaklanıp en zor şartlarda bile önündeki işe odaklanabiliyorlar. Özgür Demirtaş’ın bir tweeti vardı “Mezhep-Köken-İdeoloji-Siyaset gibi boş kavgalarla uğraşmayın, Zamanımız kalmadı, Teknolojik gelişim hızı muazzam, Herkes işine konsantre olsun.” Ben geçmişte kendi işime odaklanamadım, bu yapıya girip Türkiye’yi güzelleştireceğimi ve dünyayı güzelleştireceğimi hayal ettim. Şimdi de aynısı yapamıyorum, susup kenarda bekleyemem. Ben uyandıysam, birileri hala başkalarını uykuda tutmaya çalışıyorsa, ben de uyandırmaya çalışırım. Doğrusu budur diyemem, 300 senedir bu topraklarda zaten insanlar bu tip şeyler ile uğraşıyor, diğer yandan birileri de kendi işene odaklanıyor ve dünyayı geliştiriyorlar. Her gelişim dünyayı güzelleştiriyor mu orası da ayrı bir tartışma.

Gülen 15 Temmuz darbe girişimiyle alakası olmadığını söylüyor ve kendisine iftira atıldığını belirtiyor. Zaten alakası olduğunu düşünüyorsanız çoktan onu silmişsinizdir. Yok onun bu söylediğine inanıyorsanız bu ihtimal de bile Gülen’i silmeniz gerektiğini aşağıda bir örnek ile anlatacağım.

Bir tane türkücü (Gökmen) beni dövüp çöp kutusuna attılar diye bir yalan uydurmuştu. Bu yalanı da Gülen bamtelinde söylemişti doğruymuş gibi. Bu olaydan sonra Gülen iyi ama etrafı kötü ve manipüle ediliyor diyenler arttı. Bu kişiler genelde Gülen’i sıradan bir insan olarak kabul ediyorlar ve hataları olabileceğini biliyorlar, cemaatin de devam etmesi gerektiğini düşünüyorlar. Burada önemli bir nokta var. Sizin devam etmesini istediğiniz cemaat buzdağının görünen yüzü zaten devletin umurunda olmayan kısmı, o şekilde devam etmesini sağlamanız için sizin de statükoya karşı cephe almanız gerekir. Statükonun en başındaki kişinin de Gülen olduğunu düşünüyorum. Ayrıca sıradan bir insan olarak görseniz bile, etrafı tarafından manipüle de edilse hata sayılamayacak kadar ağır bir davranış sergilediğini size aşağıdaki örnek ile anlatacağım.

Filmlerde genellikle Hâkim bakış açısıyla olaylara tepeden bakarız. Ama hayatta hiçbir olay öyle değildir. Büyük resmi kimse bize sunmaz. Ama bizim ihtiyacımız olan şey de çoğu zaman büyük resim değildir. Küçük resimdeki detaylar tüm ihtiyacımızı karşılar. Bir kişinin iyi mi kötü mü olduğunu anlamak için illa büyük resmi çözmemiz gerekmez. Küçük resimdeki bir hatası da bize karakteri hakkında bir bilgi verir. Büyük resimde çok büyük bir suçla suçlanan bir kişiyi ele alalım, avukatı olarak siz de onu savunuyorsunuz. O berat edince iyi bir insan olduğu ortaya çıkacak, etmezse de kötü bir insan olduğu ortaya çıkacak diye bir durum yok. Siz onla birlikte savunmasını hazırlarken size yaptığı bir sarkıntılıktan dolayı da onun kötü bir insan olduğuna kanaat getirebilirsiniz illa mahkemenin sonucunu beklemeye gerek yok. Ama size yaptığı sarkıntılıktan dolayı da o suçu kesin işlemiştir diyemeyiz.

Bu örneği Gülen’in darbe ile alakası olmadığı beyanını doğru farz ederek kurguladım.

Size bir iftira atıldığını düşünün, sizi cinayet ile suçluyorlar. Suçun işlendiği bıçakta ve cinayet mahallinin her yerinden parmak iziniz çıkıyor. Cinayetin işlendiği saatlerde de evde aileniz ile olmadığınız dışarda olduğunuz biliniyor. Bıçaklanarak ölen kişi bir kadın. Siz de evli, iki çocuklu bir babasınız. Cinayetin işlendiği gün sabaha doğru evinize gelmişsiniz ve eşinize işinizin yoğun olduğunu sabaha kadar çalışmak zorunda kaldığınızı söylemişsiniz ve sonra uyumuşsunuz. Polislerin kapıyı vurması ile uyanmışsınız ve sizi alıp götürmüşler. Eşiniz, anne babanız, çocuklarınız hepsi şokta, delillere bakıyorlar hepsi sizi işaret ediyor. Sizin savunmanıza bakıyorlar, siz susuyorsunuz. Konuştuğunuzda da o gece işte olduğunuzu sabah kadar çalıştığınızı belirtiyorsunuz. Ama kamera kayıtlarına bakıyorlar ki siz o gün işten normal vaktinde ayrılmışsınız. Ama siz ısrarla aynı senaryoyu tekrar edip duruyorsunuz. Eşiniz sizi ziyaret etmeyi bile bırakıyor, ama anne ve babanız size gene de avukat tutuyor. Anneniz sizle görüşmeye geldiğinde görüyorsunuz ki gözlerinde sizi katil olarak görüyor, size inanmadığını gözlerinden görüyorsunuz ama gene de susuyorsunuz, aynı şeyleri tekrar ediyorsunuz. Mahkemede hâkimin tarafsızlığına güvenmiyorum, bana iftira atılıyor, daha fazla konuşmayacağım, suçlu değilim diyorsunuz.

Çocuklarınızdan biri sizi silmiş, diğeri ise size inanıyor.

Bu olaydan hangi sonuçları çıkarabiliriz?

1) Anne ve baba ne olursa olsun oğlunun yanındadır

2) Anne ve baba rasyonel davranıyor ve çocuklarının suçlu olduğunu görüyorlar ama gene de onu seviyorlar

3) Anne ve baba çocukları kendini savunmadığı için son derece mağdur konuma düşüyorlar. Hem manevi acı çekiyorlar hem de etrafları tarafından hor görülüyorlar

4) Acıyı şüpheli çocuktan ziyade anne ve baba çekiyor.

5) Eşi hem kendinin aldatıldığını düşünüyor hem de kocasının katil olduğuna inanıyor

6) Eşi buna inandığı için çocukları babadan uzaklaştırmak isteyecektir

7) Eşi buna inanmakta son derece haklıdır

8) Babasına inanan çocuk ile anne arasında gerginlik çıkacaktır

9) Babasına inanan çocuk ile babasını silen çocuk arasında gerginlik çıkacaktır

10) Baba kendisine iftira atıldığını bildiği halde susmaktadır

11) Baba gerçek katilin dışarda gezdiğini bildiği halde susarak dolaylı olarak onun işlediği yeni cinayetlerin suç ortağıdır

12) Baba ne annesinin-babasının ne de ailesinin içindeki o derdi bitirmek istememektedir ve onları umursamamaktadır. Onları umursasa onların o üzüntüsünü görüp Anne! Baba! ben suçsuzum olay şu şekilde diye anlatır ve kendini savunur.

13) Babanın sakladığı bir şey vardır ve o şey ortaya çıkmasın diye anne ve babasını umursamamaktadır.

14)Çocuklar okullarında arkadaşları tarafından senin baban katil diye dışlanırsa bu tamamen babanın suçudur

15) Eşi kendi arkadaşları tarafından dışlanırsa, bu hem babanın hem de o arkadaşların suçudur

16) Baba susarak bir yere varabileceğine inanmakta adeta bir mucize beklemektedir

17) Baba büyük ihtimal karısını ölen kadın ile aldatmıştır, o gece birlikte yemek yedikleri için bıçakta onun parmak izi vardır, Katil, baba evden ayrıldıktan sonra içeri girip eldivenle tutuğu bıçak ile cinayeti işlemiştir

18) Baba bu gerçek ortaya çıkmasın diye susarak her şeyi daha da kötüleştirmektedir.

19) Baba gerçeği anlatsa cinayetten kurtulur ama gene de ailesi dağılacaktır.

20) Baba delillerin aleyhine olduğu bir durum da konuşmayacağım ben suçsuzum diyerek olayı geçiştiremez

Olayımızdaki Baba Fethullah Gülendir. Cinayet ise 15 Temmuz Darbesidir. Eş ve çocuklar cemaatin tabanıdır. Anne ve baba ise Gülen’i bizzat tanımış büyük abilerdir. Ne olursa olsun anne ve baba Gülen’i sevmeye devam edecektir. Çocuklardan bir tanesi de babaya inanmaktadır. Ama gerçekleri bilse ve ikna edilse o çocuk vazgeçecektir. O çocuk benim babam bunu yapmaz demektedir, ama görmek istemediği gerçek ise babasının yalancı olduğu zaten ortaya çıkmıştır çünkü açıkça kamera görüntülerine rağmen ben iş yerindeydim demektedir. Gene babasının onları umursamadığı ve bencil olduğu da ortaya çıkmıştır. Ailesinin gözlerindeki acıyı ve düştükleri durumu görmesine rağmen baba umursamamakta ve kendini savunmamaktadır. Olaydaki kamera görüntüleri Adil Öksüz ve diğer sivillerin Akıncı Üstünden çıkmasıdır, ayrıca bu kişilerin darbeden önce ABD ziyareti yapmalarıdır. Kamera görüntüleri olmasına rağmen baba nasıl ben işyerindeydim diye yalan söylüyorsa, Gülen de Adil Öksüz’ü tanımam diyerek yalan söylemektedir. Adil Öksüz TSK imamıdır bunu ilk Ahmet Dönmez belirtmiştir (1 sene geçti çıkıp avukat aracılığıyla da yalanlayan olmadı). Cemaat içinde de darbeden sonra bu bilgi yayılmış ve herkes Adil Öksüz’ün konumunu bilmektedir. Durum buyken babanın savunma yapmaması kendisinden çok bu cemaatin tabanına zarardır. Ama onları umursamayarak hiçbir açıklama yapmamaktadır. Hiç kimseye röportaj vermemektedir, uluslararası bir merci yargılasın diye topu taca atmaktadır. Cemaat içinde yetişmiş gazetecilere bile röportaj verilmemektedir. Olayımızdaki Baba gibi Gülen de hiçbir şeyi umursamamaktadır. Kendini sevenlerin yaşadığı tüm maddi ve manevi acılardan birinci derecede mesuldür.

Cemaatteki çoğu insan akıllarındaki sorulara cevap aramaktadır ve iki buçuk yıldır bir ızdırap çekmekte her darbeyle ilgili haberi okumaktadır. Darbeyi cemaat yapmış gibi düşünüp büyük pişmanlıklar yaşamakta ve acı çekmektedirler (Zaten darbeyi cemaat yaptı diyebilirsiniz ben yapmamış olduğu ihtimal üzerinden gidiyorum, yapmış olsa bile bunu kabul etmeyerek o insanların zihninde belirsizlikler, soru işaretleri oluşturmak gene o insanları düşünmediğinin göstergesidir).

Gene Bylock konusunda da yalan söylemekten çekinmemiş (1) ve o konuda da hiçbir açıklama yapmayarak insanlara manevi acı çektirmektedir.

Yani cinayeti kimin işlediğinin bir önemi yoktur. Gülen yalan söylemiştir ve umursamazlığını göstermiştir. Küçük resim bu iki özelliği net göstermektedir. Etrafı tarafından manipüle de edilse, kandırılsa da kaçarak susarak bir yere varmak mümkün değildir. Bir işin içinden çıkamıyorsanız, doğruları söyleyerek insanları sizi anlamasını beklemekten başka çareniz yoktur. Hiçbir şey olmamış gibi yaşantınıza devam ediyor, haftalık sohbet yapıp ölmeyi bekliyorsanız, siz bencil birisinizdir. Benciliğinizin neden olduğu vefasızlığı da bu işin faturasını ödemek zorunda kalan Türkiye’deki tabana yapmaktasınızdır.

Peki niye susmaktadır? Olayımızda baba büyük ihtimal karısını o kadın ile aldatmıştır demiştim. Baba sustuğu için o ihtimal kesinleşiyor, yoksa babanın susmasının ve saçma bir savunma yapmasının hiçbir mantığı yoktur. Gülen’in olayında ise PDY (paralel devlet yapılanması) denen şey kesinleşiyor. Yani güvenlik bürokrasindeki kişiler sivil abiler ile bir ilişki içinde. Bu ilişki dini sohbet ilişkisinin de çok üstünde, yeri geldiğinde işleriyle ilgili de konuştukları bir ilişki. Gülen sustuğu için bu ilişki kesinleşiyor diyorum. Yani çıkıp bizim böyle bir ilişkimiz var ve Adil Öksüz de TSK’nın başındaki kişi ama ben gerçekten ona öyle bir emir vermedim diyemiyor. Onun yerine ben bu kişiyi tanımam, asker içinde beni sevenler olabilir ama başka bir ilişkim yok diyor. Ama cinayeti baba işlemese bile sokakta geçen birine böyle bir iftira atılamayacağı için, kendini olayla alakasız, ölen kadını hiç tanımayan biri profili çizmesi kimseye inandırıcı gelmiyor adeta insanları aptal yerine koyuyor. Gülen’in de yaptığı şey aynıdır. Böyle bir yapıda asker sivil ilişkileri tamamen dini sohbet ilişkisi içinde olsa bile, böyle bir yapı her türlü manipülasyona açıktır. Böyle manipülasyona açık bir yapıyı devam ettirmek de ayrı bir kötü niyet göstergesidir. Adil Öksüz için tamam TSK imamı ama… diye başlayıp mit ajanı vs. bir şeyler deniliyor. Bunların hepsi büyük resim ile ilgilidir. Küçük resimden çıkardığımız iki sonucu değiştirmez. Küçük resimden üçüncü bir sonuç daha çıkarabiliriz. O da dediğim gibi PDY olayıdır. Yani bu generaller ile Öksüz arasındaki ilişki 40 senedir sohbet ilişkisi olsaydı, asla iş ile ilgili bir görüşme yapmasalardı. Öksüz kimin adamı olursa olsun, gelip onlara darbe talimatı veremezdi. Öksüz ile eşdeğer durumda olan diğer dört sivil için de aynısı geçerlidir. Aralarındaki ilişki sohbet ilişkisi ise bu kişilerin kimin elamanı olduğu vs. önemsizdir. Ama savunma olarak bu kişiler mit elemanı diyorsanız, PDY’yi zaten kabul ediyorsunuzdur. PDY gibi bir durum da zaten olmasa gerçekleri Gülen’in çok rahat söyleyebilmesi gerekirdi.

Küçük resimden başka çıkan sonuçlar da var, daha fazla detaya girmiyorum. Eş ile babayı silen çocuğa, babanın ailesi hakaret ediyor. Yeri geliyor baba da kendine bakmadan eşine çocuğuna hakaret edebiliyor.

Küçük resimden çıkan sonuçlar bunlar. Gülen’in sessizliğinin yaşattığı manevi acıyı iki buçuk senedir çektim, hapishaneye girmekle falan kıyaslanamaz. Gülen’i her olaydan birinci derece sorumlu görüyorum. 15 Temmuz ile ilgili gelecek seneler ortaya çıkabilecek hiçbir gerçek de bu kararımı değiştirmeyecek. Çünkü dediğim gibi küçük resme odaklandım. Gülen’in bu kadar net yalan söylediği başka bir örnek var mıdır bilmiyorum. Özellikle Öksüz ve Bylock konusunda açıktan yalan söylüyor. Bu da benim yaptığım ikinci çıkarım. PDY mevzusunu zaten doğrudan ispatlayan başka deliller mevcut, ama bu olayımızdan da böyle bir çıkarıma varmak mümkündür.

Ahmet
Twitter: @a_wolfenstein 

(1) Bal-yok!... Ha, ByLock, Özür dilerim. Allah Allah!.. Ne demekse o meret şey?!'' diye ilk defa duymuş gibi yapmıştı. Karasevdalılar ve Zamanın Ruhu bamteli dakika 30 ve devamı
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

3 Yorumlar

  1. FG ve çevresindeki ekibi islami manada tam münafıklık kriterlerine uyuyorlar. FG'nin bence en az 20 yüzü var. Tabana kameralar aracıllığı ile gösterdği, milletin derdi ile yanan memleket özlemi ile bitmiş bir din adamı. Bunun harici sanki duvar kenarında bir uşak gibi küçücük yatakta yatan allah dostu gibi verilse de dizilerde ki senaryolara bile karıştığı ortaya çıktı. Bamteli programlarında oldukça naif ama yakınlarında ki müritlerini falakaya yatıracak kadar cani. Kitapların da dürüstlüğü anlatırken saati bir dakika bile yanlış söylememeliyiz diyen bir adam ama TSK'da yapılanmak için her türlü rezilliğe fetva vermiş bir kişi..... Taban denilen yüzde 99 luk kesim FETÖ yü canlı bile görmediği için o içlerindeki naif Allah dostu gibi görünen adama bu iddiaları konduramıyorlar. FETÖ işte bunu çook iyi başarıyor. Öyle bir kripto ki kime hangi yüzü gösterilmeli ise onu gösteriyor ve kontrol altında tutuyor. Bence zaman geçtikçe taban da uyanmaya başlayacak. Belki bazıları uyanmayacak ahirette farkına varacaklar bilmiyorum ama bildiğim şey şu ki bu ülke bu iblisle mücadeleyi gevşettiği an bedelini çook ağır ödeyecek..... Selametle.

    YanıtlayınSil
  2. Aslında bu ilişkiyi en büyük açık ettiği nokta 15 Temmuz gecesi yaşananların müsebbiblerini kına, bunu asla tasvip etmiyoruz de dendiğinde bu konuda ağzını bir kere bile açmamış olmasıdır. O zulmü yapanlara (kendi adamları değilse neden!) bir kere bile lanet etmedi, onların evlerine ateşler yollamadı? Acaba neden?
    Bu onu ele veren en büyük sinyaldi bence.

    YanıtlayınSil
  3. Anonymous30 Ocak, 2019

    Bu yazıda son örnekte sunduğum argüman madem darbeyi kabul etmiyorsunuz o zaman bunu kabul edin tarzında anlaşılmasın. Benim için küçük resimden çıkan iki argüman da çok önemli. Hatta Gülen'in umursamamazlığı benim için en önemli sebep ondan nefret etmemde. Olayları nasıl görüyorum başlığı attığım için o yüzden küçük resme odaklandım. Yoksa ben zaten darbenin arkasında Gülen var diye düşünüyorum ama siz öyle düşünmüyorsanız sizi ikna etmek için o zaman başka argüman bulacağım mantığıyla yazmadım. Benim için bu küçük resim en önemli sebep olduğu için bunu yazdım. Ayrıca Gülen iyi etrafı kötü diyenlerin de argümanını merak ediyorum, cevap versinler diye onlar için bu örnek diye belirttim.

    Gökmen olayının geçtiği bamteli de 'Mukaddes Çile Nöbeti' dir.

    -Ahmet (Yazar)

    YanıtlayınSil