Yaşar Nuri'nin Ardından - Münferit Fikir Platformu

SON

Bu Blogda Ara

24 Haziran 2020 Çarşamba

Yaşar Nuri'nin Ardından


Nokta, cümlenin ölümü ve ölüm cümle hayatın noktası ..

Alimin ölümü, alemin ölümü gibidir deseler de bazı noktaların ardından yeni, uzun ve bereketli cümleler başlar. Zira kimilerinin eserleri, ölüm isimli noktadan sonra başlayan cümleler gibidir.
Bazı kimseler, yaşadığı zamana ve zemine mühür vurarak devam ederler mukadder yolculuklarına..
Hoş bir sada bırakırlar, bu mavi kubbe altında..
22 Haziran 2016 yılında gözlerini hayata yuman Yaşar Nuri hoca, kanaatimce bu aleme hoş sada bırakanlardan..
Kınayanın kınamasından korkmayan ve şahit olduğu gerçekleri, yılmadan ve yorulmadan, tahkir ve terzil edilse de azimle ve gayretle, usanmadan haykıran bir isimdir nazarımda Yaşar Nuri hoca..
Taassup tarafından tekfir edilmeyen din adına bir şey yapmış sayılmaz” diyordu bir makalesinde .. Şair’in “Gamdan güler zeval-i melalime ağlarım” dediği gibi bir çıplak uyarıcı edasıyla bağnazlığın ve din tüccarlığının üstüne gitmiş ve dinci taassuba meydan okumuştu.
O şöyle diyordu bir makalesinde “Yobazın olmadığı her yer cennettir. Kadın yaktınız, ozan yaktınız, köpek yaktınız, orman yaktınız. Siz varken başka cehenneme gerek yok
Hayatı, din patentli sömürü hokkabazlarıyla mücadele ile geçmişti.
Mübarek görülme gibi bir kaygısı yoktu. Ben onun en çok bu tarafını seviyordum. Zira bunun pratik anlamı, kendime davet etmiyorum demekti. O, kendisine değil Kur’an’dan anladığı hakikatelere davet etti.
Tıpkı irfan okulunun melamet yolcuları gibi kınayanın kınamasından korkmayan ve hatta meydan okuyan bir tavır takındı.
Bunun elbette bir bedeli vardı! Linç edilmek, tekfir edilmek ve tahkir edilmek .. Lakin bunlar, her hakikat yolcusunun mukadder akıbetiydi. Yaşar Nuri Öztürk, hayatı boyunca, bu taassuba boyun eğmedi.. O, kimseye eyvallah etmeden yaşamayı kendisine prensip edindi..
Hemen hemen tüm eserlerinde insanlığı fıtrat dini İslam’a çağırdı. “İniş sırasına göre Kur’an meali” hazırlayarak Kur’an okumalarında bir çığır başlattı. Böylece insanlar kitabı, tarihsel konteksi içinde okumaya ve düşünmeye başladılar. Kur’an okunmasında, mesajı anlamanın mahiyetine ve ana dil vurgusuna atıf yapan ender isimlerdendi.
O, bir “çıplak uyarıcı” edasıyla ekranlarda mübeddel dini öğretilerin neden olduğu bağnazlıkla ve din hokkabazlığıyla en ateşli münakaşalara giren ve vahyin aydınlatıcı karakterini insanlığa idrak ettirmeye çalışan bir dava insanıydı aynı zamanda.
Bugünü cehennem olanın yarınki cennet vaadine kimse inanmaz” diyerek huzuru ve esenliği yarınlara ötelemeyi değil günümüzde yaşamayı teşvik etti. Aklın ve vahyin rehberliğinde bugünü cennet olanın yarını da cennet olacağı hakikatini hatırlattı.
Dini öğretilerin, belli bir tarihin ve coğrafyanın kültürü değil, tüm dünyanın evrensel saadet rehberi olduğuna vurgu yaparak, Kur’an’daki İslam’a ve nebevi sünnete çağrı yaptı. Zaten nebevi sünnet, Mısırlı çağdaş düşünür Muhammed Gazali’nin de dediği gibi Allah resulü’nü taklit etmek değil, takip etmek demekti. Sünnet dişlerimizi “misvak” ile sivaklamak değil, diş temizliğine, hijyenine önem vermekti.
O bir İlahiyat profesörü olarak, yaşadığı dünyanın siyasi ve sosyal sorunlarına kayıtsız kalmadı ve hayatın içinde pasif ve edilgen bir nesne değil aktif ve etkin özne olma adına elinden geleni yaptı. CHP’den milletvekili seçildi lakin bu sefer orada da Kemalist taassubun ayrımcılığına maruz kaldı.
Yaşar Nuri hem dinci bağnazların hem de Kemalist yobazların ayrımcılığına maruz kalmış yani tabiri caizse her iki tarafın da tükürüğünü almış bir münevverdir. Nitekim o sadece “Allah ile aldatanlar” isimli kitabın yazarı değil aynı zamanda “Atatürk ile aldatanlar” isimli eseri de kaleme alan, ilmin haysiyetini ve namusunu idrak etmiş bir aydındır.
Atatürk, ne Kemalist taassupta olduğu gibi bir iyilik tanrısı, ne de dinci bağnazlığın tasavvurunda olduğu gibi deccal yani kötülük tanrısıdır. Yaşar Nuri mefkuresinde Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve saygı duyulması gereken bir siyasi dehadır.
Ebu Hanife’nin hayatını ve fikirlerini kaleme aldığı eserinde Mustafa Kemal ile ilgili tespitlerini de ifade etmiştir. Yaşar Nuri, bu konuda da dengeli olmaya teşvik etmiştir.
Kendisiyle 1995’te üniversitemize çağırdığımız bir konferans vesilesiyle tanıştım. Genç bir üniversite talebesi olarak, ben de çoğu insan gibi kendisine karşı ön yargılarım vardı. Güzel hitabıyla verdiği konferansın ardından, bir takım cemaat ve tarikat yanlıları tarafından uğradığı hücum ve onlara soğukkanlılıkla verdiği cevaplar beni ziyadesiyle etkilemişti. Benim de sorduğum sorulara Kur’an’dan konuşarak gayet ikna edici rasyonel cevaplar verdi. O konferanstan sonra, Yaşar Nuri’yi takip etmeyi hiç bırakmadım ve tüm eserlerini okudum. Açıkçası Yaşar Nuri’nin, benim düşünce hayatımda etkisini inkâr edemem. Kendisine onun için rahmet diliyorum.
Yıllar sonra konuk edildiğim Hilal TV’de, Engin Noyan bey ile sohbet ederken, kendisine nasıl dindarlaştığını sorduğumda, Yaşar Nuri’nin kendisiyle uzun bir dönem ilgilendiğini ve sabırla kafasındaki soru işaretlerini yanıtladığını ifade etmişti. Bugün aklın ve vahyin ışığında düşünen birçok mütefekkirin ve aydının üzerinde Yaşar Nuri Öztürk’ün etkisi yadsınamaz bir gerçektir.
Zaten, Time Dergisi’nin gerçekleştirdiği ‘20. Yüzyılın En Önemli Kişileri’ (The Most Important People of the 20th. Century) anketinin ‘En Önemli Bilim Adamları ve Islahatçılar’ (The Most Important Scientists and Healers) listesinde, dünya kamuoyunca belirlenmiş yüz ismin ilk onu arasında yer almıştı.
Yaşar Nuri’nin kısa hayatında yaptıklarını bir makaleye sığdırmak elbette mümkün değil. Lakin o birilerinin itham ettiği gibi bir deist değil hakiki bir Kur’an mü’miniydi. Melek değildi, lakin hakikatli bir mütefekkirdi.
Hz. Ali'ye nispet edilen bir sözden ilham ile "Bana tek harf öğretenin kölesi olurum" deriz. Muallime vefa, ilme vefadır zira.. Zira hakiki muallim, kişiyi taassup zindanından kurtarıp özgürleştirendir. Kanımca Yaşar Nuri hoca da bunu yaptı.
Selam ve dua ile
-Bilgin Erdoğan                                               Twitter: @BilginErdogan1

Not: Bu yazı ilk olarak 23 Haziran 2020 tarihinde, www.haykirishaber.com adresinde yayınlanmıştır.

--------------------------------------------------------------------------------------------
Sorumluluk reddi: MFP blogda yazılan tüm yazılar yazarların şahsi
görüşleridir, MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini ifade etmez. 
-------------------------------------------------------------------------------------------- 

10 yorum:

  1. Okuyup araştırdıkça birçok müslüman aydının aslında deist veya agnostik olduklarını, ama söyleyemediklerini düşünmeye başladım.
    Kılıç korkusunun hakim olduğu geçmiş devirlerin birçok düşünürü için de aynı şüpheyi taşıyorum.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Bugün dahi birçok düşünür, siyasi, ilahiyatçı, sanatçı, edebiyatçı, bilim insanı, aydın; müslüman olmamalarına rağmen sorsan müslüman olduklarını söylerler. Nedeni korku ve sinmişlik. Daha cumhuriyet ve hatta sözde kemalist dönemde dahi Turan Dursun öldürülmüştür; Sivas’ta aydınlar yakılmıştır. Ne zannediyorsun; Emevi Abbassi döneminde aydınlar kellelerini ortaya koyup “ben müslim değilim, gelin beni öldürün” mü diyeceklerdi? Münafık olarak hayatlarına devam ettiler. Mesela kim Ömer Hayyam’ın müslüman olduğunu iddia edebilir ki?

      Sil
  2. Yasar Nuri Ozturk'un TIME dergisinge "20. Yüzyılın En Önemli Kişileri" listesinde cikmasi tamamen bir yalan. Internette bununla ilgili eksisozluk'ten baska bir kayank yok, Time sitesinin arsivlerinde de cikmiyor.

    YanıtlayınSil
  3. Yasar Nuri hocayi hoceefendinin kitaplarini okudugumuz gibi okusaydik
    bircok meseleye cok farkli bakiyor ve daha madeni bir konumda olabilirdik..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Fetullah Gülen'e hocaefendi demekten vazgecerek medeni bir konuma hemen simdi yakinlasabilirsin.

      Sil
    2. Türkiye garip bir ülke. Bir zamanlar Gülene Hocaefendi demeyenler kamuda memurlukta zor duruma düşerdi, adeta suçlu gibi olurdu. Atama yükselme bekleyemezdi. Şimdi de Gülene Fetö demeyen aynı durumda.
      Öcalana da Apo demek zorundasınız.
      Bu ülkede bir insana ismiyle nötr hitap etmek ne zaman normal olacak acaba?
      Ya tapmak ya lanetlemek zorundayız nedense.

      Sil
    3. Fethullah Gülen'e Fetullah Gülen de dedim bu neden zoruna gidiyor? Hocaefendi diyen o. Ha bana gore Fetullah Gulen bir iblis o ayri. İsiniz gucunuz kelime cambazligi adama ismiyle bile hitap etmek zorunuza gidiyor aslinda.

      Sil
  4. Bir TV programında Allah'ın adil olması için reenkarnasyon (yani insanların tekrar tekrar dünyaya gelerek günahlarından arınıp yükselmeleri) gerçek olmalıdır dediğini bu kulaklar duydu. bu söz küfürdür. bu zat da bu sözü etmiştir. sonra nadim olmuş mudur olmamış mıdır bilemem. ama fazla üzerinde durulacak dikkate alınacak biri değil bana göre.

    YanıtlayınSil
  5. Yaşar Nuri, hakkında biteviye tarafsız güzelleme yapılacak bir şahıs değil malesef. Benim gözümde artıları ya çok az; ya da hiç yoktur. Daha lisede okurken adını daha önce duymadığım Nuri'nin Hürriyet'teki yazısında Peygamber Efendimizin (SAS), uyguladığı gıda kürü yüzünden hoş koktuğunu yazması bende soru işaretleri uyandırmış, daha o yaşta ferasetimle bu işte bir bit yeniği olduğunu anlamıştım. Ana akım müslümanlarla arası hiç iyi olmadı. Küfür sayılabilecek duruşlara defalarca düştüğünü bu kulaklarımla duydum.(Böyle müslüman olacağına kafir ol daha iyi vs...). Kitaplarında gerçek imanın ve müslümanlığın Atatürkçülük olduğu, İmam'ı Azamın çizgisinin kemalist çizgi oldğu vs. gibi absürd fikirleri vardı. Türkiye müslümanları Nuri'yi sevmedi, sevmez. Ben Nuri'nin İslamiyete ve Türkiye müslümanlığına bir katkısını görmedim. Gören varsa izah edebilir. Tek mahareti kuvvetli hitabeti ve etkili mimikleriydi. Karşındakine lafını dinletirdi. Gerisi boştu, bir şey yoktu. Yine beğenmediğim Mustafa Öztürk bile kendisinden üç gömlek üsttedir (o da aynı karışımın başka bir rengidir ya orası ayrı mesele).

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Zaten size böyle ağlayıp birşey anlatmayan kim varsa beğenmezsiniz. Ana akım müslümanlık insanlıktan çıkmakla eşdeğer hiçbir normal insan ana akım müslümanlıkta olamaz.

      Sil