Header Ads Widget

test banner

İçtihad üzerine bir dialog


Aşağıdaki yazım, @MirzaogluCihat beyin bir yazısıyla ilgili, çok mübarek, üstün zekalı, hatta dahi, çok eğitimli, çok entellektüel bir zihni berrak (ZB) ile benim gibi aklı karışık, zihni bulanık, zavallı ahmaklardan birisi (CÖ) arasında geçen temsili ve trajikomik bir dialog. Şimdiden sürç-i lisan ettiysem affola diyorum:

----
ZB: Öncelikle bu yazıyı yazan da, onaylayanlar da; maalesef, ne hocaefendiyi ne de hizmeti hiç anlamamış. Hocamız bir müçtehidtir, seçilmiştir, vazifelidir. Bu zaruret hallerinin çerçevesini kendi inancı ve kararı doğrultusunda çizme, içtihat yapma ehliyetine sahiptir. Tek şart bu çerçeve dairesinde yapılacak olanların, bila istisna, sadece ve sadece Allah’ın rızasını kazanma yolundaki kutsal davamız için olması, şahsi menfaatlarımız için olmamasıdır. Beğenen takip eder, beğenmeyen kendi yoluna gider. Tabi bunun yüzyıllar önce hazırlanmış alt yapısı var, önce bir örnek lazım. Allah ve kul arasında, kul mertebesinden çokkkk daha yüksek bir makamda bir örnek.

CÖ: Kim o?

ZB: Sevgili Peygamberimiz.

CÖ: Nasıl?

ZB: Mesela, 33/AHZAB-36 "ALLAH ve elçisi bir işte hüküm verdiği zaman, hiçbir inanan erkek ve kadın o işte seçim hakkına sahip değildir. Kim ALLAH'a ve elçisine isyan ederse açık bir biçimde sapmış olur." Yani Sevgili Peygamberimiz de hüküm verebilir.

CÖ: Yahu olur mu? Sevgili Peygamberimiz Allah’ın hükümlerini bize ileten Allah’ın elçisi; o hüküm veremez, hüküm sadece Allah’indir.

ZB: Haydi ordan canım, koskoca Sevgili Peygamberimiz’i postacı yaptın, tabii ki hüküm verebilir. Hatta Kuran’ın ayetlerinin hadislere ihtiyacı, hadislerin Kuran’ın ayetlerine ihtiyacından daha fazladır. Dolayısıyla müçtehitlerde zaruretler dairesini kendi inancı ve kararı doğrultusunda çizer. Sevgili Peygamberimiz’den farkları, kimsenin onlara uymak mecburiyeti yoktur; beğenen takip eder, uyar, beğenmeyen de kendi yoluna gider.

CÖ: Haydi diyelim ki bu müctehid yorumunuza eyvallah ettik (etmedik de). Bunu takiben, mesela imamlardan (ağır ve mübarek  abilerden) bazıları: "bana hizmetin verdiği / verebildiği maaş belli, ama benim elitlerle temas edip, onları bu yüce davamıza dahil etme görevim var; e o zaman, elitler gibi yaşamalıyım ki beni kendilerinden birileri gibi görebilsinler, ürkmesinler; kim bu donsuz demesinler, lüks bir muhitte ve lüks bir evde oturmalıyım; marka giyinmeliyim, lüks arabalara binmeliyim, business yada first class uçmalıyım; lüks yerlerde insanları ağırlamam lazım, çocuklarımın pahalı, çok kaliteli  okullara gitmesi lazım ki, orada kuracakları arkadaşlıklar vasıtası ile ben ve eşim de onların anne babaları ile tanışabileyim ve davamızı anlatıp onları davamıza dahil edebileyim; e peki nasıl yapacağım bunları, para lazım; o zaman çok sadık mütevellilerden seçip, onları zenginleştirmem lazım, karşılığında da hem benim bu dava için gereken finansal ihtiyaçlarıma katkıda bulunurlar, gerisini de himmet ederler. Bu sadık mütevellilere karlı ihaleler kazandırma, arsalarına imar planı tadilatları yaptırıp, değerlerini arttırma vs vs vs gibi yollar bulmam lazım" diyebilir, dediler de.

CÖ: Bunları yaptırırken iktidarın adamlarına da rüşvet vermek zorunda kalacaksınız?

ZB: Ee napalım kardeşim, başka çaremiz yok, amacımız sadece ve sadece kutsal davamıza hizmet etmek, ben kendim için hiç bir şey istemiyorum.

CÖ: Bunu takiben de, zenginleşen mütevelli; "Kardeşim davamız için para kazanıyoruz, ağır ve mübarek abilerimize finansal destek oluyoruz, gerisini de himmet ediyoruz, iyi de, benim de aynı şekilde, bu kutsal dava için abilerin yaptığı gibi yapmam lazım" diyebilir.

CÖ: Peki bu yaptıklarınızı hiç müçtehitinize danışıyor musunuz?

ZB: Yahu güzel kardeşim, hocamız çerçeveyi son derece net çizgilerle çizmiş, neden danışmaya kalkıp rahatsız edelim; hocamızın işi başından aşkın, her şey ayan beyan ortada; hiç kimse kendi şahsi menfaati için bir şey yapmıyor, her şey kutsal davamız için.

CÖ: Ama tüm bu anlattıklarınız şu sabah akşam eleştirdiğimiz iktidardaki siyasal islamcıların yaptıklarına çok benziyor, yanılıyor muyum?

ZB: Ahhh güzel kardeşim, senin zihnin bulanmış, lütfen ibadetlerini arttır, hocamızın kitaplarını bir daha bir daha oku, sohbetlerini bir daha bir daha dinle; baktın olmadı, o zaman dediğimiz gibi, sen yoluna, biz yolumuza, haydi iyi günler kardeşim.
----

Diyalog burda biter.

Müsbet ya da menfi; eğer menfi ise, daha yeni kardeşimi kaybettim, bari buna hürmeten; lütfen, mümkün olduğu kadar az saldıran, az hakaretli; ama çok değerli yorumlarınızı bekliyorum diye bitireyim.

Selam



-Dr M. Can Önal
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

7 Yorumlar

  1. Demek ki Allah`in rizasi yolundaki kutsal dava icin, soru calmaya izin vermek, kul hakkina girmek, yalan atmak, Oksuz`u tanimam demek, 17-25 teki polisler icin vatana ihanet etmistirlerdir demek ve daha niceleri hep ayni inancla mi yapiliyor diye dusunuyor insan, ve benim gibilerin zihni gercekten o kadar karisiyorki, insan cikis bulamiyor. Hatirlarsiniz, hizmetle ilk tanisanlar "Ölçü veya Yoldaki Işıklar" i okurdu. E bu durumda "Yazıklar olsun, bâtıl yollarla hak arayanlara! Yazıklar olsun, bütün makyavelistlere...!", bunlarda mi zaruretler cercevesinda soylenen helal yalanlardan idi? https://fgulen.com/tr/fethullah-gulenin-butun-eserleri/terbiye-ve-cihad/fethullah-gulen-olcu-veya-yoldaki-isiklar/880-Fethullah-Gulen-Makyavelist-Dusunce

    YanıtlayınSil
  2. Özellikle Mühendis,Öğrenci gibi kesim bu maddi örğütlenmeyi ve insanların hakkına girmeyi göremedi.Görmesi mümkün değildi. Ben mesele cemaatin kurum ihalelerinin A mütevelli denilen kişilerce alınıp taşeronlara verildiğini ve komisyon alındığını öğrenince çok şaşırdım,inanamadım.Bu nasıl olur dedim.Ben yapabiliyorsam maliyetine yaparım onu.Yapamıyorsam da en ucuza mal ettirir,eğer kar ettiysemde bu müessese Allah'ın davasına hizmet edecek banada güvenip verdiler deyip ettiğim karı iade ederim.Komisyon almaktan ar ederim.Ama öyle olmuyormuş o işler.En büyük yanılğımız herkesi kendimiz gibi sanmakmış.Aslında yokmuş farkı siyasi ve dini paralelin.Siyasi olan biraz daha yüksek etki alanına sahip olduğundan yüksek götürüyormuş.Din münferit güzelmiş.Kitlesel kullanılınca genelde büyük bir haksızlığa,adaletsizliğe neden oluyormuş.Tevil kapısı kapanmadıkçada bunun değişmeyeceği açık.

    YanıtlayınSil
  3. Can abi bu yazistigin kisi gercek mi yoksa hayali bir sahis mi? Aklim almiyor bu nasil mantik. Bu ifadeleri hizmete ve degerlerine zarar vermek isteyen biri ancak kullanir. Yapilan hatalara ve yanlis ictihatlara hadi kul hata yapar diye yanlistan donuldugu surece Allah affetsin deriz ama bu sekilde dangalakca kendine gore ayeti, peygamberi ve muctehitleri kullanmak haddini bilmemektir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Temsili bir dialog dedim ya yazinin basinda, sizce boyle dusunen kimseler yoksa yada bazilarinin dedigi gibi cok azinliksa, problem yok o zaman, ama ben ayni kanaatde degilim.

      Sil
    2. Farkli senaryolarla bu zihniyetle karsilastim. Ama boyle aciga vermeyecekleri icin sasirmistim. Temsili oldugunu kacirmisim.

      Sil
  4. oncelikle basiniz sagolsun, kerdesinizin mekani cennet olsun. Gurbette bunu yasamanin ne kadar aci oldugunu biliyorum, bunun icin de tekrardan sabir diliyorum.

    yaziniza ise katilmiyorum. sadece sunu sorayim, 150.000 kadar kisi kamudan ihrac edildi. aralarinda genel mudurler, trilyonlara hukmedenler, ihaleleri duzenleyenler vardi. kaci hakkinda haksiz kazanc, usulsuzluk, yolsuzluk davasi acildi. yolsuzluga bulasanlar en kolay kamuda tespit edilir, cunku bu sekilde zenginlesenlerin bunu maasiyla yapamayacagi cok aciktir. 15 temmuzdan da once, son dort yildir, bu sekilde birileri bulunsa carsaf carsaf haber yapilamz miydi?

    yanlis hic birsey yok demiyorum, ama kantarin topuzunu fazla kaciriyorsunuz. Butun usulsuzluklere ragmen, Turkiye olcegindeki en temiz toplumdur hizmet hala. Bizim hayallerimize ideallerimize gore sinifta kalmistir evet ama bu ithamlari haketmiyor.

    YanıtlayınSil

  5. DR. CAN ÖNAL'IN ŞU SÖZLERDE BAHSETTİĞİ İMAMLARIN BAŞINDA, BİZZAT İNGİLTERE İMAMLIĞI YAPMIŞ OLAN MUSTAFA YEŞİL'dir ki sonra Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı yapılmıştır. BİR DE BU GÖZLE OKUYUN:

    "imamlardan (ağır ve mübarek abilerden) bazıları: "bana hizmetin verdiği / verebildiği maaş belli, ama benim elitlerle temas edip, onları bu yüce davamıza dahil etme görevim var; e o zaman, elitler gibi yaşamalıyım ki beni kendilerinden birileri gibi görebilsinler, ürkmesinler; kim bu donsuz demesinler, lüks bir muhitte ve lüks bir evde oturmalıyım; marka giyinmeliyim, lüks arabalara binmeliyim, business yada first class uçmalıyım; lüks yerlerde insanları ağırlamam lazım, çocuklarımın pahalı, çok kaliteli okullara gitmesi lazım ki, orada kuracakları arkadaşlıklar vasıtası ile ben ve eşim de onların anne babaları ile tanışabileyim ve davamızı anlatıp onları davamıza dahil edebileyim; e peki nasıl yapacağım bunları, para lazım; o zaman çok sadık mütevellilerden seçip, onları zenginleştirmem lazım, karşılığında da hem benim bu dava için gereken finansal ihtiyaçlarıma katkıda bulunurlar, gerisini de himmet ederler. Bu sadık mütevellilere karlı ihaleler kazandırma, arsalarına imar planı tadilatları yaptırıp, değerlerini arttırma vs vs vs gibi yollar bulmam lazım" diyebilir, dediler de.


    DR. CAN BEYİ KUTLUYORUM. YEŞİL'GİLLERİN GENEL LÜKS YAŞANTILARINI NASIL DİNSEL VE HİZMET ARGÜMANLARIYLA KILIFLAYARAK CEMAATİ SAĞDAN KANDIRDIĞINI GÜZEL BETİMLEMİŞ...

    YanıtlayınSil