Header Ads Widget

test banner

Yeni Bir İslam Ama Nasıl?

Yaşım ilerledikçe ve 2016’dan beri yaşananların da etkisiyle ben de sorgulama sürecine girdim birçoğumuz gibi. Eleştirmeye başlayınca tabii her şeyi eleştirdim. Önce cematten başladım, oradan Hocaefendi’ye gittim, sonra Üstad’a sonra diğer alimler, evliyalar, mezhep imamları derken eleştiriler Peygamber Efendimiz’e hatta Kuran’a kadar geldi. Yani eleştiriden nasibini almayan hiçbir şahıs veya görüş kalmadı. Bence doğrusu da buydu zaten zira eleştiriyi bir noktada bırakmak hakikati gönlündekine uydurmak gibi geliyor.

Bu eleştiri sürecine bakınca fark ettim ki cemaati eleştirdiğim birçok pratik problemin kaynağı cemaatin teorisinden, o da direkt İslam’dan geliyor. Yani kendi İslam anlayışımı oturtmadan yapacağım her cemaat eleştirisi eksik ve noksan kalacaktı. Bu eleştirileri yapmak için de farklı kaynaklara ulaşmam lazımdı. Çünkü sahabelerin hayatı cemaatte bize matematikteki aksiyomlar gibi öğretildi. (1) Bunun sonucu olarak da tüm ahlaki, insani ve dini değerlerimizi bu aksiyomlara bakarak inşa ettik. Şimdi ise aksiyomları sorgulamam gerekiyordu çünkü teorisini bu aksiyomlardan alan cemaat pratikte çökmüştü. Bu sorgulamada birçok kaynak etkili olsa da en çok Gökhan Bacık ve Ergun Babahan’ın yaptığı Gidişat programı faydalı oldu. Bu programlardan hareketle tarihsel İslam anlayışını benimsedim. Böylelikle hiçbir ayete, sahabeye ve Efendimiz’e yanlış demiyordum. Sadece “Bazı doğruların tarihi geçti” diyordum. Yani ne yardan ne serden vazgeçmeden Müslüman olmamı sağlayacak bir yol bulmuştum. (2)

Bu yolu bulmuştum ve gayet de memnundum ama hiçbir yol dikensiz değildi. Bu yeni dini yorumumda da kafamı kurcalayan sorular vardı. Eğer Kuran’ı ve hadisleri tarihsel olarak yorumlayacaksam belli bir ölçü belirlemeliydim. Yani hangi normlara göre “Bir ayet veya hadisin hükmü geçmiştir veya değişmiştir.” diyebilecektim? Bu normların evrensel olması şart mı yoksa her insan kendi normunu kendi belirleyebilir mi? Bu normları belirlemede kullanacağımız araçlar ne? Eğer cevabımız akıl ve vicdansa, bunlar ne kadar güvenilir araçlar? Aklımız ve düşünme becerimiz yaşla ve öğrendiğimiz her yeni bir bilgiyle gelişiyor. Ne kadar gelişirse aklımız yeterli derecede güvenilir bir araç olur? Vicdana gelirsek o daha sorunlu bir araç. Bir şahıs çok hassas ve evhamlıysa işini garantiye almak için dinin hiçbir emrine dokunmaz, böylelikle de Kuran’ı ve sünneti olduğu gibi alır. Ama vurdumduymazsa ve vicdanının kontrolünü nefsine vermişse o zaman da keyfine göre dini baştan sonra biçer ve kendi alışkanlıklarını tamamen günahsız sayan bir din anlayışı geliştirebilir. Her iki ihtimalde de ölçü kaçıyor. Bu yüzden denge noktası neresi olacak? Bu soruların hepsinin cevabını buldum ve kendi İslami yorumumu inşa ettim diyelim. Bu yeni yorumum ne kadar süre geçerliliğini koruyacak ve tarihinin geçtiği zamanı nasıl anlayacağım?

Bu ve bunun gibi birçok soru var. Bu sorulara cevap vermek zor olduğu için eskisi gibi din adamlarını da suçlayamıyorum niye dini yeniden yorumlamıyorlar diye. Neticede din eğer benim için bu kadar önemliyse ve şu anki durumundan rahatsızsam dini yorumlamak önce bana düşer çünkü bu problemlerden rahatsız olan benim. Ama ne yazık ki hayattaki diğer işlerimden dinimi araştırmaya ve yorumlamaya o kadar zaman ayıramıyorum. Bunun sonucu olarak çoğu zaman sorumluluktan almaktan kaçıyor ve işi ilahiyatçılara bırakıyorum. Sorumluluk aldığım zamanlarda da araştırıp öğrendiğim az bir bilgiyle yeni bir yola tek başıma girmekten korkuyorum. Çoğunluğun gittiği yolun aksine bir yola gitmek ve tek başına fikirlerinin arkasında durmak çok özgüven gerektiriyor. Eğer haklıysam sıkıntı yok ama eğer haksızsam Rabbime ne hesap veririm, onu düşünüyorum. Rabbimi de çok tanımadığımdan bu anlattıklarımı O’na anlatsam savunmamı kabul eder mi, onu da hiç kestiremiyorum.

Sonsöz ve Tavsiyeler

Bu yazımda kendi yaşadığım cemaatten başlayıp dinin kendisine uzanan bir sorgulama sürecini paylaştım. Tabii ki bu kadar geniş bir konuyu tek bir yazıda anlatmak mümkün değil. Bilmek kadar bildiklerinizi sistemli ve akıcılığı bozmayacak şekilde aktarmak da önemli. Bu yüzden bazı kısımları yazmadım veya yazdım ama sonra çıkardım. Yorumlarınızı ve eleştirilerinizi bekliyorum. Sağlıcakla kalın.

***

Kitap Önerisi: Limit Sizsiniz (Mümin Sekman)

MOOC Önerisi: Mindshift: Break Through Obstacles to Learning and Discover Your Hidden Potential

Yazı Önerisi: Ufuklara Bakmak (Ahmet Selim veya gerçek adıyla Zeki Önal)

-Fergani
@ferganimirzabey

(1) Bu durumda “Ümmetim gökteki yıldızlar gibidir, hangisini takip edersiniz kurtuluşa erersiniz.” hadisi de etkili oldu sanıyorum.

(2) Burada “Ateizm veya deizm gibi diğer akımları hiç düşünmedin mi?” gibi haklı bir soru gelebilir. Düşündüm ama onların kendi içlerinde daha fazla çelişki barındırdığını düşünüyorum. Bu yüzden çelişkileri tamamen gideremesem de hata payını minimize edecek bir dünya görüşü tercih ediyorum. 

author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

16 Yorumlar

  1. Aynı yoldan geçmiş biri olarak şunu diyebilirim ki.

    Gülen cemaati ekstrem bir fanatizim, bir kült yapı, çok tehlikeli öncelikle bu yapılardan kurtulmak gerekiyor. Bu tarz dolu yapı var, her dinde olan yapılar, dinlerin dışında ideoloji çevresinde de örgütlenebilen yapılar. Bunlar insanları piyon gibi kullanıp manipüle eden hayatlarını mahveden yapılar. Kısaca kanser yapılar bu yapılardan kurtulmak ilk aşama. Gülen cemaati suça bulaşmamış olsa bile gene tek bir lider etrafında o hiyerarşide örgütlenen bir yapı aşağıdakiler üzerinden geçinen. Bu tarz bir örgütlenme direk başındaki insanın psikopat megolaman olduğunu gösterir ama insanlar bunu görmek istemiyor sonra bu adamlar bir suça bulaşınca aa bak bu şeyh,hoca,gavs, kutup, müceddid sahte çıktı diyorlar. Sürekli emir veren, kararları tek başına alan, insanları yöneten, mütevazi taklidi yapan, sürekli vaaz veren kimseden bişi öğrenmeyen, zırt pırt rüya ile ilham aldığını söyleyen manyak tipler bunlar, kendi tiranlıklarını kurmuşlar. Neyse. Gülen cemaati suç işlemese bile, gene manyakça bir kült. Kesin inançlı yetiştiriyor. Dini afyon olarak kullanıyorlar, said nursi de öyle. Enaniyet yüklüyor en doğru bilgi bizde diğer insanları kurtarmak görevimiz diye. Din de bu var mıdır yok mudur tartışılır. Ama dinde zaten arayış olmaz hakikatı buldum modunda olur bir dindar. Din zaten hakikat bu buldunuz der.

    Sonrasında dini de sorgulayabilirsin. Dinden de kurtulabilirsin. Ama din dediğimiz olguya inanan 4-5 milyar insan var. Bana göre çok yaygın bir hastalık ama bir kanser değil, kimine göre grip kimine göre daha ağır bir hastalık. Tam olarak dini nereye konumlandırdığına göre değişiyor. Kız çocuğunu okutmayan da var dinden dolayı, karısını dövebileceğine inanan da, hacamatı tedavi olarak kullanan da, demokrasiyi kafir rejimi görüp halifelik isteyen de.

    Diğer yandan 5 vakit namaz, dua dışında dini hayatına karıştırmayan adamlar da var. Hristiyanlıkta da bir pazar ayini ve dua dışında seküler hayat yaşayan. Şimdi bu ikinci grup dinden zarar görmez, tam tersi rahatlar psikolojik açıdan. Ama işte bu aşamada kalmak imkansız çok zor. Bu aşamadaki birini yukarıdaki tarikat cemaatler manipüle edebiliyor. zaten zamanında manipüle edilip bu tarz yapılardan ayrılanlarsa sorgulamayı bırakmıyor. Sorgulamayı bırakmazsan bu aşamada kalmak imkansız. Kadınları dövebilirsiniz diye ayet var yada tebbet süresinde kainatın yaratıcısı kendi yarattığı kula lanet eder mi bunun gibi dolu sorun, bunların insanın aklını kurcalamadan insanın gene ibadet edip, kalan hayatında da seküler yaşaması zor. Çocuk eğitimiyle ilgili bir durum olunca günümüz kitaplarına bakacaksın mesela dine asla bakmayacaksın. Ama var böyle insanlar, dua edip dinin ahlak kısmını alıp deist gibi başka konularda dine bakmayan.

    Akıl ve vicdan sakat olabilir güvenilmez olabilir ama elimizde başka hiçbir şey yok. Her şey akılla oluyor. Dinde iki ana yol var. Tüm dinlerde böyle. Birinde aklı devre dışı bırakıp inandım dersin olay biter. Evet o zaman akıl ve vicdan zaten güvenilmez dersin peki ne güvenilirdir? Rüya ve ilham güvenilirdir. Vahiy'in temelide rüyalar sanrılar vardır bu arada. Yani bugün şizofreni denilen kimsenin umursamadığı halisanosyanlar ve gördüğün rüyalar gerçek bilginin bilmenin aracıdır dersin.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. --devamı--
      Bu ayrım çok önemli. Çünkü din geldiğinde insanlar aklını kullanmamış, Muhammede direk inanmış. Ve bu direk inanılma sıddıkiyet diye övülüyor. Allahın varlığının ispatı deliler, kuranın bilimsel yorumu vs. bunların hepsi 200-300 yıl sonra başlamış şeyler. Felsefenin arap toplumuna girmesiyle kelam ilmi doğmuş. Kelam bir nevi akılla allahın varlığının ispatlanması, kelamcılar felsefecilere cevap yetiştiriyor. Akıl girdikten sonra o zamandan bu zamana da akıl hiç dinden çıkmamış. Gazali, Hanefi, Eşari, Maturidi kimi ele alırsan al hepsi aklını kullanıp tevil ediyorlar. Hanefi hadisleri ayıklıyor aklıyla o yüzden ehli rey ekolü diyorlar. Karşısında ehli hadisciler var. 200 yıl sonra yok artık allah bunu istememiştir diyerek herkes aklıyla hadisi yok sayıyor yada ayeti o şekilde tefsir ediyor. Bunu da yapmak zorundalar çünkü din unutulmuş ayetlerinin niye indiği hala bilinmiyor tek tek, arka planı yok elimizde. Kuran değiştirilmicek diye övünüyor, metnin arka planı yok, o dönemin zihniyeti yok, o dönemde o kelime hangi manada o bilgi elimizde yok öyle olunca binlerce yorum patlıyor. Günümüzde de bunu tarihselciler yapıyor diğer yandan kuran müslümanları da ayetlere istediği manayı veriyor. Mesela kadın dövülebilir ayetine de dövülme kelimesine farklı mana vermeleri gibi. Niye çünkü o güvenilmez dediği aklına bu durum yatmıyor. Allah kadının dövülmesini nasıl der ya böyle allah mı olur tabiki bu tefsirler uydurmadır diyor o kelime o manaya gelmez diyor. Bir nevi Akıl her şeyin aracı oluyor.

      Şimdi mantıken sen akılla tevil yapıyorsan, neden sadece akıl yolunu seçip gerçeği felsefe ve bilimle aramıyorsan o zaman. Yok akıl önemsiz diyorsan neden ayeti sorguluyorsun? Bu konuda kıvırtıp nursi gibi akli-selim diye bişi ortaya atmak mümkün, nedense gülenin nursinin bilmem ne uşşaki şeyhinin akli selim oluyor biz sıradan insanların ise olmuyor. Madem aklın selim risaleler kullandığın dolu hadis var bunlar zayıf hadis, mehdilik konusu da öyle bunları neden araştırmamış madem 1 okuyuşta 1 kitabı ezberlicek üstün yetenekli insan da. Namaz kılanlar devlete girsin olay çözülür diye sosyolojik fikir veriyor, atatürke deccal diyor. yeter ki chp gitsin ülke kurtulur kafasında. Dolu böyle hataları var, ebcedle uğraşıyor ki sunniler bile uğraşmaz batınilikten gelir bu. Kitaplar yazdırıldı deyip buna inanılmasını beklemesi de tam bir fecaat. Benimki yazdırıldı ama delilim yok işte, yarın başkası benimki de yazdırıldı aynı nursi'nin ki gibi diyor. Nursi en baştan bu akımı başlatmasa sorun yok, başlattığı için bu rezilliği her kandırılan insanın vebali onun boynuna. Yazdırılmış kitapta da dolu hata var.

      Kölellik kaldırılmak istendi görüşü mesela tamamen tevildir. son 200 yıldır müslümanların ağrına gitmiş durum tevil etmişler. Öncesinde din adamlarının kitapları var nasıl köle seçilir, köle seçilirken kazıklanmamak için dikkat edilmesi gerek şeyler vs. Sahabelerin yüzlerce kölesi var hiçbiri vazgeçmemiş bakıyorsun adam cennetle müjdelenmiş ama yüzlerce kölesi var, ee bir zahmet toplum hazır değilse de cennetle müjdelenen sahabi hazır olsun bari duruma. Hz. Ali zekat toplarken, zekat olarak verilen cariyeyle ilişki giriyor ve bunu peygambere şikayet ediyorlar. Bu konu baya tartışılır. Ama tartışılan şey cariyeyle onun niyeti dışı ilişkiye girmesi değil tartışılan kısım devletin hazinesinden haram para(cariye) mı aldı Ali yolsuzluk hırsızlık mı yaptı diye. Şimdi bu tartışma 1400 yıldır var, hala ilahiyatçılar tartışıyor. Bir insan dememiş ki neyin cariyesi hala bu zekat olarak ödeme yapılıyor? Adamların dediği ne biliyor musun zekat memurunun da zekattan hakkı var diye Ali bunu kendi payına sayıp ya memleketten de uzağız diye cariyeyi kendine almış bu helaldir. Diğer taraf da ali güvenilir bir sahabe değildi zekat malından hırsızlık yaptı peygamber onu azarlardı falan diyor. Zihniyete bakar mısın. Cariye'yi insan yerine koyan yok. Memleketten uzak olunca hemen cinselliklerini tatmin etmenleri gerekiyormuş, bunun yasal yolu cariye yasa dışı güya sonradan yasaklanan yolu muta nikahı.

      Sil
    2. devamı
      Cariyeler ile cinsel ilişki gene, bu dönem sorgulanıyor çünkü akıl ve vicdan bunu kabul etmiyor. Öyle olunca cariyeler hizmetçiydi cinsel ilişkiye girilmiyordu yada tekrar nikah kıyılıyordu falan diye tevil ediyorlar.

      Tevilcilere karşıyım çünkü akıl eğer bu kadar önemliyse, tamamen aklını kullan ve insan uydurması dinlerden uzaklaş.

      Ama dinlerin ortaya çıkması akılla değildir, mistik şeylere inanan insanlar rüyalara, halisanosyanlara, sanrılara, yıldız faalına, böyle garip garip şeylere önem veriyordu. Açıklayamadıkları şeyleri böyle açıklıyorlardı. Gazali'ye göre vahyin delili rüyalardır. Nübevettin delili rüyalardır, rüyalar ile amel edilir.

      Durum buyken selefilerin yaptığı doğru oluyor. Bugün biz Gazali'yi bile reformist karşıtı görüyoruz çünkü felsefecilerin katli vacip dediği için ama o da kendi döneminde ehli hadisçiler tarafından eleştirilmiş çünkü o da tevil yapıyor. Hiçbir şekilde tevil yapmayan grup selefiler. Hiçbir şekilde aklını işe karıştırmıyor. Kadın dövülecek diyorsa ayet bu sünnettir ölmeden önce karıma bir tokat atayım sünneti yerine getireyim diyor adam. Kız çocuklarıyla 9 yaşında evlenebilir diyor. Yok bu hadis sahih değil falana girmiyor. Hadisleri atsan izah edemeyeceğin dolu ayet var, ayrıca hadisleri atınca ortada din kalmıyor.

      Reformistler, tarihselciler çok güzel konuşuyor eşcinsellik haram değildi zorla ilişki haramdı yoksa allah doğuştan olan eşcinselliği niye haram ilan etsin diyor. Çok güzel aklımıza da yatıyor dinimizle de barışık oluyoruz. Ama daha fazla araştırırsan, reformistlerin dediği şeyler balon gibi patlıyor. 1400 senedir gelen uygulamayı bir kenara at, hadisleri bir kenara at. Ayetleri açıklayamıyorsun. Meali anlayamıyorsun, tanrı neden bu kadar karışık anlaşılmayan şeyler yazmış diyorsun, ayetlerden akla aykırı olanlar var. En başından bu nasıl imtihan 1400 sene önce biri gelmiş bişiler söylemiş ortada delil yok tatmin de etmiyor seni buna inanmazsan cehenneme gidiyorsun bu iş nasıl oluyor diyorsun. Bu işin nasıl olduğunuda gene kelam izah edecek sana ama kelam 200 sonra ortaya çıkan said nursi gibi tiplerin işte siz tüm kainatın yaratıcısını inkar ediyorsunuz ondan cehennemliksiniz diye kendi kafasından AKIL yürütmesi gene.

      Tavsiyem dücane cündioğlu'na bakabilirsin. 40 yıllık islamcı. 40 yıldır bu konularla uğraşan biri ama o da reformistleri eleştiriyor.

      Panteizm ve tasavvuf var bi de, o ikisi daha farklı şeyler. Özellikle tasavvuf akla güvenmediği için en baştan kabul eder Allah'ı, dinin fıkhıyla ayetiyle hadisiyle uğraşmaz. Bir Allah var ve ben ona aşığım üzerinden ilerler ve mistik bir tecrübe katar. Niye Allah var diye soramazsın onlara adam zaten inanmadığı şeye aşık olmuş çok farklı bir tecrübe. Kişisel deneyim.

      Sil
    3. Elinize sağlık hocam yorumunuz için. Katılmadığım yerler olmakla birlikte benim için bilgilendirici bir yazı oldu. Yazımdaki dipnotta ifade ettiğim gibi artık aklıma yatmayan şeyleri sıfırlamaktan ziyade minimize etmeye çalışıyorum. İslam'ın hak din olduğuna dair delillerle, bana "Bu nasıl bir din? Allah böyle bir şeyi nasıl emreder?" dedirten argümanları kıyaslayınca hala İslam'ın hak din olduğunu gösteren argümanlar bende ağır basıyor.
      Selamlar

      Sil
  2. Pantheism ve tasavvufu biraz daha acsaydi keske yukarida yorum yazan arkadasimiz.

    Acikcasi gunumuze kadar ulasan dini yorumlardan bir umudum yok.Laiklesemiyoruz,gelenekcilerde, kimseye papuc birakmiyor..Din cok kullanisli bir arac..Allah din yoluyla kullarini uzmek mi istiyor acaba?Niye bu kadar zor,anlasilmaz,birbirine zit yorumlar var..Akil insanin en kiymetli varligi,vicdan dogruyu gosteren pusulasi..Baska biseylede cok ilgilenmiyorum artk.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Panteizm ve bu tarz ekollerde Tanrı nedir sorgulanıyor. Yani aslında biz islamda bir tanrıya inanıyoruz ve bu tanrı az çok belli özelliklerde bir şey. Bunlar ise gene tanrıya inanıyor ama tanrı bizim islamdaki gibi değil. Yani bir tanrı var mıdır yok mudurdan önce varsa nasıl bir tanrıdır bu, buna da bakmalı.

      Tasavvuf'da da şunu gördüm çoğunun kellesi gitmiş maalesef, ve kelleri gitmesin diye deli taklidi yapmışlar çünkü ben deliyim demek o dönem ifade özgürlüğüne kavuşabilmenin tek yok. Bu adamlar hem öldürülmüş sunniler tarafından yani bir nevi günümüz tarikat ve diyanet işlerinin bugün reformistlere saldırması gibi bunlarda o dönem öldürülmüş, ölmeyenler ise deli taklidi yapmış. Ya işte kafaları iyi değil şeriata o yüzden aykırı konuşuyorlar denmiş sonradan da.

      Tasavvufçular toplumsal düzene karşı, halk ne yaparsa zıttını yapıyor. Onlar ne giyerse zıttını giyiyor. Bu adamlar günümüz hippileri gibi. Oturup bir tefsir, hadis, fıkıhla uğraşayım yok. Peygamber ne yaptıysa aynısını yaparız diyorlar. İbadet ile, ruha önem vererek, kalp gözünü açmaya çalışarak Allah'a ulaşmaya çalışıyorlar.

      Yani farklı şeyler denemişler. Diyebilirsin kalp gözünü açmak diye bir şey yok boşa uğraşmışlar diye, olabilir yani. Bu adamlar Allah’a aşık olması da günümüzde delilik olarak lanse edilebilir. Farklı bir deneyim yaşamışlar. Gazali sufilerin yolunu över ve hakikata götürecek en iyi yol der, Said Nursi de aynı şekilde felsefecilerin yolunu yani aklın bilimin yoluna laf söyleyip, peygamber ve velilerin yolu diyerek bir nevi Gazaliye atıfla sufilerin yolunu kast etmeye çalışır ama sufilere göre Gazali kelamcıdır yani asla sufi değildir o yolu da tatmamıştır kitaplardan okuyup yazmıştır. Hal ilmi tasavvuf. Siyasal islamcılık hatta islamcılık denen son 200 yılın ürünü saçmalıklarla alakası yok, tarikat ve cemaatlerin tamamen dünyevileşmiş yoluyla da alakası yok. Gerçekten tüm dünyadan vazgeçiyorlar Gülen’in öğütleri gibi hem dininizi öğrenin hem fenni ilimleri ve devlete girin ki islama hizmet edesiniz gibi bir şey değil, fen adamın umrunda değil, adam hakka varlık varsa dünya ile ilgili hiçbir şeyle uğraşmıyor bir kıza aşık olan biri gibi onun da gözünü başka şey görmüyor. İslam’ı yaymak gibi bir derdi de yok, değişik adamlar kısaca. Eskiden ben klasik sunni alimleri sanardım bunları, sunniler çünkü atıf yaparlar öve öve bitiremezler ama geçmişte bizzat kendi zihniyetleri ve vekilleri onları öldürmüş gerçek bu.

      Yani açıkcası kuran müslümanlı ve tarihselcilik bir süre sonra tatmin etmedi bende panteizm ve tasavvufu da biraz araştırdım :) Özellikle cemaatten olmayan kişiler ya dinden çıktınız yazık yazık havasında ama hakikatı arayan insan illaki dinin sınırlarından çıkıyor, din paket program sana hakikat sunuyor arama işte sundum diyor, tatmin olmayan hakikatı arar. Kabuk kırmayla ilgili bu, cemaat kabuğunu kırınca kabuk kabullenmiyor ruh artık. Başkasında başka kabuk (kemalizm, siyasal islam, tarikatçılık, partizanlık, milliyetçilik) var. Akla bir kere yol verdim mi akıl sorgulamayı bırakmıyor. Cemaatte şefkat tokatı ile korkutulunca cemaatten çıkıp risaleleri aynı şevkle okuyup tekrar şefkat tokadına inanmamızı bekliyorlar.

      Felsefeye de merak sardım. Onlar da çok sağlam düşünmüş bu meseleleri. İbn Rüşd var, kıymetini bilmezler küçümserler işte felsefeci diye, sorguluyor kabul etmiyor imanı zayıf diye. Adam papalığa kök söktürmüş, adamın fikirlerini bizim müslümanlar sallamasa bile hristiyanlar çok fena etkilenmiş ve incili sorgulamaya başlayınca papalık baya zor duruma düşüyor.

      Dinin zor ve anlaşılmaz olmasıyla ilgili Ebubekir Sifil matematik öğrenmek için nasıl hocan var din de böyle demişti. Cübbelinin mantığıyla şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır. Böyle din olmaz, resmen zar atıyoruz yalancı şeyhe hocaya gelince hayatın kayıyor ki nedense hepsi de yalancı çıkarca soyguncu narsist çıkıyor. Din basit olmalı, mücahit bilicinin tabiriyle ahlak kurallarını al iyi insan ol gerisi hikaye. Tabi bu deizm oluyor

      Sil
  3. Acayip bir süreç...
    Başlangıçta sapkın bir gruba inanıp sonrasında imanından da olmaya giden bir süreç... İslamı Fetö ile tanıdıktan sonra gerçeklerle yuzlesince İslamı da terkedecek seviyeye geliyorsunuz. Allah yardımcınız olsun.
    H.K.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Anlamamışsın olayı. İnsanlar İslamı fetö ile tanıdıklarından değil kendilerini aç bırakan her türlü zulmü meşru görenler dindarlar olduğundan dinden çıkıyor. Sen neysen ben o değilim artık diyor. Çok tipik bir gelişme. Şiilik Kerbela'da Hz Hüseyin e yapılanlardan sonra çıktı ortaya. Hristiyanlığın tüm hikayesi Hz İsanın çarmıha gerilmesi değil mi? Alevilik de Babai isyanları sonrası devletin yaptığı büyük katliamlardan sonra çıktı. Ne bekliyordun arkasından fetöcü denendi çoluk çocuk aç bırak, ağaç kökü yesinler de, 18 yaşında çocukları Anadolu'nun ücra köşesindeki ev hanımını yazdıklarına bakmadan en nihayetinde bir app yüklediler diye 7,5 yıl ceza ver (mesele app değil ilişkinin belgesi dersen kendi ağzıyla ne istedilerse verdim diyenleri niçin çağarıp verdiklerini bir anlat demiyor savcılar? Ev hanımının app yüklemesi bile görmezden gelinemeyecek suçsa darbenin başındaki generalleri dinleme yapan polis müdürlerini fetöcü olduklarını bilerek oralara koymanın en azından soruşturulması gerekmiyor mu? ). Tüm bunlardan sonra adam gelip sana Müslüman din kardeşiyiz mi diyecekti?

      Ben de dinden çıkmadım ama sizleri dinden çıkardım zira aynı dine inanmamız mümkün değil artık. Hak din benimkisi sizleri kafir ilan ediyorum.

      Sil
    2. Kardeşim ben de bu dönemde bazı sıkıntılar yaşadım 1 yıldan fazla tutuklu kaldım. Ailevi sıkıntılar da oldu. Din uygulamalarına, tarihe, hayata bakış açımda değişiklikler oldu. Sorgulama mekanizması çalışıyor elbette. Ama bir yerden sonra mekanizma önüne ne gelirse din iman demeden önüne her çıkanı parçalayan bir canavara dönüşüyor.
      Adam cemaatlerden başlıyor tenkite, sonra hadislere sonra ayetlere sarıyor. Yukarıda örnekleri var. Ateist ya da deist olacaksan da bunun Kendine özgü düşünce sistemi içinde ilerlemesi lazım. Adama bakıyorsun ateizmi savunuyor ama kullandığı argümanlar hep dindeki ya da uygulamalardaki çarpıklıklar üzerine. Yani kendilerini antitez üzerinden konumlandırıyorlar. Ortada bir tez yok.
      Tamam kantarın topuzunu kaçıralım din iman gitsin, peki bu deistler ateistler ölümden sonrası için ne öngörüyorlar. Zaten bu dünyada sıkıntı yaşıyoruz (sıkıntının boyutu tartışılır. Bakış açım biraz farklı bu konuda) bir de ahireti mi kaybedelim. Hemen korku düzeni demesinler ölümden sonra ne olacağını soylesinler de bilgilenelim. Bu arada ölüm sonrası tek dayanak noktam değil. Misal olarak verdim.
      Selametle.
      H. K.

      Sil
    3. Hocam sen diyorsun ki din beni ısıtıyor dini bırakıp soğuktan donayım mı, ateist yada deist yada agnostik de diyor ki bırakıp bırakmamak elinde değil zaten dalgaya kapılmak gibi sorgulayasın gelince beyin durmuyor, çarpıklıkları görüyorsun birinden soğumak gibi istesen de ısınamıyorsun. Ama diyorsun ki bu beni mutlu etmeyecek ölümden sonra ne olacak falan, evet seni mutlu etmicek gerçekler acı, gerçek ölümden sonrası şu an bilinmiyor ama hiçliğe şimdiden alış diyor.

      Zor geliyor olabilir bu, zaten sorgula ateist ol kesin gel ateizm güzel diyen yok ben demiyorum. Ama Gülen'den Nursi'den yada x cemaatinden veya akpden ihvandan vs. de kurtulun o daha kötü. Dini de başkalarına zarar verecek şekilde yaşayınca insanlar da az sorgula da kurtul diyor. Başkalarına yada kendine zarar vermeyen müslüman kimsenin umrunda değil. Ama CHP dinsiz diye oy vermeyip AKP ye oy verince bu adam dini 180 derece yanlış anlamış zaten diye karışıyor insanlar. Ya da Gülen gibi narsistlerin peşinde kendini kullandıranlara sekülerler yada inanmayanlar karışıyor. Aynı ülkede yaşıyoruz başkalarının düşüncesinden banane diyemiyorsun. Birçok alanda dini anlayış karşına çıkıyor islam ülkelerinde. Sesini çıkarmayınca da bu çarpıklıklar bitmiyor yoksa gelin ateist olun çok rahat diyen yok tam tersi dışlanırsın etrafındaki insanlar iyice daralır, kabul etmez herkes bunu dostlukların gider ailevi sorunlar yaşarsın, ahiretin olmaması seni iyice üzer, dünyada adaleti sağlamaya çalışırsın ama gücün yetmez, ümitsizliğe girersin. Yani güzel bir şey değil bir tercih olsa ateist falan olmazdım. Tek mutlu yanı tamamen kendini bilime veriyorsun belki bir çözüm bulunur diye. Dua etmek yerine tamamen mücadeleye, çözüme odaklanıyorsun. yukarıda CEVAP verdiğin kişi değilim bu arada.

      Sil
    4. Hocam güzel yazmışsınız. Derler ya din ısıtır, bilim aydınlatır. Salt bilim aydınlatsa da ısıtmaz üşürsün. Bilim ve din birbirinin alternatif değil bana göre orası ayrı.
      Din konusunda bence Tüme varım tümden gelim yöntemlerini uygulamak lazım. Yani sorgulaman neticesinde mutlak bir gücün Allah ın varlığı, peygamberin, kitabin varlığına inanırsan daha sonra o mutlak gücün emirlerinde kendince mantık aramazsın. Zaten bu nokta dışarıdan eleştirilerin en çok geldiği nokta.
      Bir ortamdaki 5 farklı kişinin 5 inin de mantık örgüsü olaylara bakış açısı birbirini tutmayabilir iken İlahi hükümlerin tamamının bütünüyle herkesin mantığına yatmasi mümkün mü? Onu geçtim insanın yaşı ilerledikçe bile kavrayışı değişiyor. O yüzden beni Allah ın varlığına ve diger sartlara iman etmeye götüren deliller doyurucu ise gerideki teferruat kısımlara takılmam. Derin bir mevzu.
      Hiçbir dine inanmasaydım ben niye varım, niye yok olacağım, şairin dediği gibi Sonum yokluk olsa bu varlık niye sorusu muhtemelen beni yine bir inanışa iterdi. Hakikaten bu sorunun cevabı bulunmuş mu acaba?
      Bir de derin sorgulamalar düşünceler yıllar sonra ya beni imana yoneltecekse... Akıl, Allah'ın ahiretin... Kesinlikle olmadığını mı söylüyor?
      Neyse hayırlı geceler.
      H. K.

      Sil
  4. Benzer süreçlerden geçiyoruz sanırım. Bu işin sonu en iyi ihtimalle deizm gibi görünüyor. Cemaatin yapısal sorunlarının veya genel olarak islami tüm oluşumların ahlaki ve ilkesel sorunlarının kaynağı islam olabilir. İslam medeniyetinin yeni dünyada kimseye verecek yada anlatacak birşey kalmadı.
    Bir defa düzgün temsili olmayan bir dinin insanlığa verecek neyi olabilir ki... doğru yoldasınız.

    YanıtlayınSil
  5. Ben vicdan dini diye bişey buldum ...

    Bu dine göre tanrı her insanin vicdanını o kimseye peygamber yapmış...

    Vicdana uyan ne varsa al yap uymayanlari bırak...

    Tüm insanlar için geçerli bir din....

    Tanrı zaten insanın içindeki vicdandan tüm insanlara seseleniyor...

    Ben duymadım etmedim deme şikkin yok...

    Vicdana uygun yasayanlar cennete...

    Uymayanlarin zaten hayati cehennem....

    YanıtlayınSil
  6. Cemaat varlığını ne şeriattan, ne peygamberimizden ne de sahabeden alıyordu. bunlar değildi cemaatin aksiyomları. cemaatin etkisinin kaynağı uydurma rüyalar ve kehanetler kaynaklı metafizik gerilim, yahudilerinkine benzer seçilmişlik psikolojisi ve dini temeli olmayan mutlak zafer ve başarı vaadiydi.

    Bu büyük dünyevi beklentiler gerçekleşmeyip tam tersine hezimetle sonuçlanınca, doğal olarak din-iman boşluğuna düştünüz. Birçoğunuz imanınızı tümden kaybettiniz. Ama zaten gerçekte ve samimi olarak hiç sahip olmadığınız şeylerdi bunlar.

    Şimdi sorgulamalarınıza başkalarını da ortak etmek istemenize, hiç bilinmeyen şeyler keşfetmiş gibi ortalığı ayağa kaldırma çabalarınıza sadece gülüyoruz. Çünkü biz bunların dik alasını kafirler ve münafıklardan hep dinliyoruz.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuzu okudum. Düşüncelerinize katılmıyorum. Cemaat varlığını peygamberden ve sahabeden almıyor, uydurma rüyalardan alıyor demişsiniz. Rüyalar hiç yoktu demek naiflik olur belki ama teorisi tamamen rüyalardı demek çok daha büyük bir hatadır. Gülen'in yıllardır rol model olarak yazdığı anlattığı kişiler sahabeler ve Peygamber efendimizdir. Cemaatin teorisinde de pratiğinde de çoğu zaman sahabeden ve Peygamberden örnek getirilerek meseleler izah edilmiş ve insanlar motive edilmiştir.

      Ardından "Birçoğunuz imanınızı tümden kaybettiniz. Ama zaten gerçekte ve samimi olarak hiç sahip olmadığınız şeylerdi bunlar." cümlesini çok iddialı buluyorum. Bu cemaatte zamanında yaşadığım metafizik gerilimi de iman heyecanını da biliyorum. Şahit olduğum başka insanlar da var. Sadece bunca insanın kalbini yarıp da mı baktınız, diyorum.

      Son olarak "sorgulamalarınıza başkalarını da ortak etmek istemenize, hiç bilinmeyen şeyler keşfetmiş gibi ortalığı ayağa kaldırma çabalarınıza sadece gülüyoruz." demişsiniz. Kafa yorduğumuz meseleler sizin için eski olabilir. Bu en azından benim için yeni. Ama siz bu meseleleri önceden duyduğunuza göre, bu tarz sorgulamalar için cevaplarınız da vardır. Buyurun MFP'ye yazılar gönderin ve insanların aklındaki soruları cevaplayın.

      Sil
  7. Bence cevap artık sormaktan vazgeçmek. Hayatı akışına bırakmak. Sağlıklı beslenmek, spor yapmak. İyilik yapmak. Dertten tasadan kurtulmak. Namaz kılmaya alışmış olan namazını kılsın oruç tutmaya alışmış olan orucunu tutsun. Dokundugumuz herşey biz dahil yok olacak. Vicdanımızın sesini dinleyelim.

    Derinlere dalmak isteyenler çeşitli mistik yolları deneyebilirler. Bunlar biraz araştırmayla bulunabilir. KİMSEYE İHTİYAÇ YOK. Bizde anlatılan sufizm gibi şeyler öyle "Aman Allah ne güzelmişte, süpermişte", "Aşk ile bakan aşkı görür"müşte, "Şems mevlanaya demiş ki bilmemne bilmemne" gibi Elif Şafak kitaplarıyla alakası yok. O tür yollar çılgınlık ve delirmeyle sonuçlanacak kesinlikle. Psikoz garanti. Yaşamın işleyişinin organik bir tarafı olduğu kesin ama dediğim gibi bu yolculuk iyi bir yolculuk değil. Çünkü insanlar bu yola "güç" elde etmek için giriyor. Hep birşeyler bulduğunu sanıyor ama aslında bulamıyor ve psikoz ile sonuçlanıyor.

    Bu tür tarikatlar kişisel gelişim/bioenerji vs anlamında şu an Türkiye'de var. Yine ulusal anlamda örgütlenmiş durumdalar. Aman tuzaklarına düşmeyin. Bir şey gösterirler size heyecanlanırsınız sonra elinizden kaparlar yine hayatınızı alırlar.

    Kardeşliğe, barışa, saygıya, dostluğa, özgürlüğe davet ediyorum herkesi.

    Halay çekelim daha faydalı olur. eminim tanrı varsa daha çok sevinir. :)


    https://www.youtube.com/watch?v=uCJSHrGz7kE

    “bak patika bulutta kayboluyor / yarların bulutta kaybolduğu yerde / yoldaş şimdi senin evin var / özgürlük, özgürlük senin gelinin şimdi / halkın umutları senin patikan şimdi / yürüyoruz hep beraber zulme karşı / rüzgarın dağların tepesinde buluştuğu / fırtınanın dağların tepesini süpürdüğü / suların dağların tepesinden çıktığı / ayın, dağların tepesinden ışıdığı yerde / yoldaşı orada bulacaksın / erkekleri ve kadınları bulacaksın / yürüyoruz hep beraber zulme karşı / kızıl sabahta buluşacağız / uyanan sabahta buluşacağız / son sabahta buluşacağız / yeni sabahta buluşacağız / yine buluşacağız sevgilim / özgürlük özgürlük izle aşkım, izle özgürlüğü / ay! aşkım için ışılda / yürüyoruz hep beraber zulme karşı”



    YanıtlayınSil