Header Ads Widget

test banner

Mukaddime Niyetine

2018 yılının yazında günlük yazmaya başladım. Amacım sadece yazmaktı. Bu yüzden irademin tükenmemesi ve motivasyonumun kırılmaması için hiçbir kural koymadım. Her gün yazma gibi veya sadece geceleri yazma gibi bir zorunluluğum yoktu. Kafamın estiği zaman bilgisayarımdan bir word dosyası açıp yazmaya başlıyordum. İstediğim zaman bırakıyor sonra tekrar yazmaya başlıyordum. Üslup ve içerik olarak da oldukça serbest takılıyordum. Kimi zaman günümü anlatıyordum, kimi zaman aklıma gelen fikri veya hayali kimi zaman da okuduğum bir kitabı veya izlediğim bir filmi. Tüm bu serbestlikler  veya “kuralsızlık hali” de diyebilirim- yazmayı bana sevdirdi. Sadece yararlı olduğu için sürdürdüğüm bir alışkanlıktan ziyade severek yaptığım bir hobiye dönüştü. Çoğu zaman canım sıkıldığında kaçıp sığındığım bir liman oldu. Hatta öyle zamanlar oldu ki aklımda yazacak hiçbir şey olmamasına rağmen sırf vakit geçirmek için word dosyası açıyordum ve yazmaya başlıyordum. Akışına bırakıyor ve zihnimin götürdüğü yere gidiyordum. Daha ilginci ise bu şekilde başladığım yazılar bazen sayfalarca sürüyordu ve “Aslında yazacak ne kadar da çok şeyim varmış” diyordum kendime. 

Günlük yazmaya başladıktan sonra yazmanın ne kadar yararlı olduğunu fark ettim. Bu yararları birkaç maddede şöyle özetleyebilirim:

1. Canınız sıkıldığında konuşacak bir insan ararsınız ve bazen kimse olmaz. Veya etrafınızda arkadaşlar vardır ama dertleşmek istediğiniz konular onlara açacağınız türden değildir. İşte bu tarz durumlarda tüm sırlarınızı açabileceğiniz güvenli bir dosttur günlüğünüz. Ayrıca babamın da dediği gibi sözümüz kesilmeden yaptığımız yegane konuşmalardır günlükler.

2. Bir meseleyi yazmadan düşündüğünüzde tüm detayları fark edemez ve bütüncül bir bakış açısıyla değerlendiremezsiniz konunuzu. Bunun sonucu olarak da mantık hatalarına ve çelişkilere düşmeniz çoğu zaman kaçınılmaz olur. Yazmak bu durumu tamamen gidermese de büyük ölçüde bertaraf eder. Çünkü ilgili konuyla alakalı tüm fikirlerinizi ve argümanlarınızı tek bir kağıtta görebilirsiniz. Böylelikle bulanıklıklar azalmaya başlar. Kompleks gözüken konular netleşir, basitleşir. Hatta öyle zamanlar olur ki önemsiz gibi gözüken konuların aslında ne kadar önemli olduğunu, gözünüze çok büyük gelen problemlerin de çok basit olduğunu fark edersiniz.

3. İnsanın kendini eleştirmesi ve iç muhasebesini yapması kendini tanıması ve gelişimi açısından çok önemlidir. Ama çoğumuz eleştirimizi insanlar içinde yapamayacak kadar gururluyuz doğal olarak. Günlükler ise hiç çekinmeden kendimizi eleştirmemizi ve bunun sonucu olarak da kendimizi daha iyi tanımamızı sağlar. Bunun yanı sıra önceki yıllarda yazdığımız günlükleri okuyarak ve şu anla karşılaştırarak kendimizin ve fikirlerimizin ne kadar geliştiğini de görebiliriz.

4. Bazen bir konuşma esnasında bir söz duyarız, kitap okurken bir cümle denk gelir veya durduk yere bir ilham gelir. Bu fikir, prensip veya söz bizi o kadar etkiler ki “Bunu hep aklımda tutmalıyım” deriz sanki hayattaki en önemli fikirmiş gibi. Ama insanız, unutkanlık bizim fıtratımızda var. Bu yüzden bu ilhamları ve düşündürdüklerini bir yere kaydetmek unutmamızı önlemese de istediğimiz zaman ulaşabilmemizi sağladığı için önemli.

MFP

Zaman ilerledikçe yazma konusunda biraz özgüven kazanmıştım ve yukarıda ifade ettiğim gibi birçok faydasını da görmüştüm. Ama bir zaman sonra insan yazdıklarını paylaşmak da istiyor. Paylaşmak istiyor çünkü bir zaman sonra yazdıklarının yankısını duymak istiyor. Feedback (geri bildirim) almak istiyor. Özgür Hocanın (Özgür Koca) bir twitinde ifade ettiği gibi aklını başka akıllarla çarpıştırıp sınırlarını idrak etmek istiyor. Fikirlerinin gerçek değerini görmek istiyor. Bunun yanı sıra insanda tecrübelerini ve öğrendiği yeni şeyleri paylaşma arzusu da oluyor. “Bana yararı olanın başkasına da faydası dokunabilir” diyorum kendime. Bunlara benzer sebeplerle düşüncelerimi paylaşma kararı aldım. Nerede paylaşabilirim diye düşündüğümde aklıma MFP geldi. Bunda İsa Hocanın twitter’dan takipçilerini MFP’de yazı yazmaya teşvik etmesi de etkili oldu tabii. Ama asıl etkili olan faktör platformdaki yazarların gerçekten münferit olmasıydı. Platformun benden çok farklı fikirde olan bireylerle aynı çatı altında yazı yazabilme olanağı sağlamasıydı.

Sonsöz ve Tavsiyeler

Mukaddime Niyetine başlığıyla paylaştığım bu yazıda güncel konulara hiç değinmedim. Hem biraz ısınma olsun diye hem de benim gibi düşüncelerini paylaşmak isteyen insanları motive etmek için günlük yazma sürecimi aktardım. Umarım okuyanlar için vakit ve irade israfı olmaz. 

***

Kitap Önerisi: Willpower: Rediscovering the Greatest Human Strength

Bu kitabın önemiyle ilgili çok şey yazılabilir. Ama ben kısaca kitabın yazarının şu anki h-index değerinin 178 olduğunu ifade edeyim. Bu az çok size kitapla ilgili bir izlenim verecektir.

Video Önerisi: Choice, Happiness and Spaghetti Sauce

Yazı Önerisi: 8 Timeless Skills to Learn Now in Under 8 Hours to Change your Life Forever

MOOC Önerisi: Learning How to Learn: Powerful mental tools to help you master tough subjects


Fergani Mirzabey
@ferganimirzabey
author

"Sorumluluk Reddi" Konusunda Önemli Bilgilendirme:

Münferit Fikir Platformunda yazılan tüm yazılar, aksi MFP YYK tarafından belirtilmedikçe yazarların kendi görüşleridir. MFP’nin ve platformdaki diğer yazarların görüşlerini yansıtmaz veya ifade etmez.

Yorum Gönderme

1 Yorumlar

  1. Dücane Cündioğlu'da yazarak düşünme gerçek düşünmedir. Nesir kültürü olmayan toplumlar gerçekten düşünemez. Şairlerin yaygın olduğu insanların nesir yerine şiirle uğraştığı toplumlarda gerçek düşünme yoktur. Ne kadar ezberleri iyi olsa da yazmadan dilden dile konuşarak bir düşünme olmaz diyor. Bilim nesir ile bir birikim işidir. Antik yunan felsefesi nesir sayesinde ilerlemiş ve derinleşmiştir diğer yandan şair toplumlar bu seviyeye gelememiştir diyor.

    Tabi ben yazarak düşünme deyince bişi anlamadım pek, bilginin birikmesini kitap olmasını mı kast ediyor diye düşündüm. Ama diğer yandan şair toplumlar mesela islamın ilk yılları gibi çok da düşünüp ilginç sorular sormamış. İslam'da felsefeden yararlanma düşünme faaliyetleri allahın varlığını akılla ispatlama girişimleri falan bu kelam ilmi çok sonradan ortaya çıkıyor, özünde ilk dönemlerde yok.

    YanıtlayınSil