Doğu Perinçek ile Görüşmem ve İzlenimlerim - Münferit Fikir Platformu

SON

25 Eylül 2019 Çarşamba

Doğu Perinçek ile Görüşmem ve İzlenimlerim



Aslında böyle bir yazı yazma gereği birkaç yazıdır Emir Yıldız bu konuda yazılar kaleme aldığı için kendi açımdan hasıl oldu diyebilirim. Kendi gözlemlerime dayanarak bu konuda birkaç kelam etmek isterim açıkçası.

Doğu Perinçek, yaklaşık birkaç yıl önce (24 Haziran seçimleri öncesi) Vatan Partisi’nin bir il kongresi münasebetiyle yaşadığım şehre gelmişti. Ben de bu durumu fırsat bilerek kendisine birkaç soru sormak maksadıyla buraya gittim. Kendisini vicahen (yüz yüze) ilk kez ‘Geliyor! Müstakbel Cumhurbaşkanımız Doğu Perinçek salonumuza teşrif ediyor!’ diye anonsçunun çağrısıyla kongre yapılan salona giriş yaparken gördüm. Ekranlarda gördüğümden farklı olarak oldukça beyaz siması olan, orta boylu bir adamdı. Tek tek masaları selamladıktan sonra kendisine ayrılan masaya eşi Şule Hanımla birlikte oturdu. Parti il başkanın konuşması, STK temsilcilerinin konuşması ve nihayet Perinçek’in konuşmasının ardından yemek faslına geçildi. Ben de o anda fırsatını bulup Perinçek’in yanına gidip sormak istediğim soruları kendisine yöneltmek istedim. Yanına yaklaştım ve soru sormak istediğimi belirttim. Yanındaki boş sandalyeyi gösterip oturmamı söyledi. Tabi korumalar da hemen arkamda ne olur ne olmaz tetikte bekliyorlardı. Neyse önce kendimi taktim ettim. Fethullah Gülen grubunda 6-7 yıl kaldığımı, sonrasında ayrıldığımı, ihraç olduğumu vs. belirttim. O da çok iyi yapmışsın, çok doğru bir karar vermişsin gibi genelde çevremdeki koyu AKP’li büyüklerimin söylediği gibi şeyler söyledi. Cemaat de sizden çok bahsederlerdi çok da olumlu bahsetmezlerdi ama adınız çok geçerdi dedim. Onlar Amerikan uşağı, emperyalist güçlerin maşası vs. ile başlayan hepimizin bildiği cümlelerle kendisinin doğru yerde durduğunu, amacını, mücadelesini oldukça detaylı anlattı. Dünya gözüyle görmek istediğim ve samimi bir şekilde kendilerini, amaçlarını, hedeflerini vs. anlamak istediğim 4 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşından birisiniz (diğerleri Fethullah Gülen, Tayyip Erdoğan ve Abdullah Öcalan) dedim ve sonra asıl merak ettiğim soruyu sordum. “Yeni bir günün sabahına uyandığında Doğu Perinçek’i motive eden şey nedir?” diye sorduğumda aldığım cevap “Atatürkçülük” şeklinde oldu. Peki, “Sosyalizm bunun neresinde?” dediğimde “Bilimsel sosyalistim.” yanıtını verdi. Sonrasında tabi imza için bekleyen başka kişiler de vardı ve merak ettiğim sorunun da cevabını aldığı için teşekkür edip ayrıldım. Partiye üye olmam yönünde isteği de oldu ve mutlaka yemek yiyip öyle gitmemi söyledi. Partiye üye olmadım ama yemeklerini yedim. Hayatımda ilk ve son kez Vatan Partisi’nin yemeğini yemiş oldum.

Kısaca Perinçek’le olan kısa görüşmem bu şekilde geçti. Böylelikle görüşmek istediğim 4 kişiden biriyle görüşmüş oldum en azından. Sorularıma verdiği cevaplar çok samimi geldi mi? Hayır, kesinlikle gelmedi. Benim asıl merak ettiğim gerçekten bu insanların kafasında ne var, bunları ne motive ediyor, nasıl bir hayal dünyaları var, gelecek tasavvurları neler vs. şeklinde şeylerdi. Sonuçta bu insanlar topluma mal olmuş, kitleleri peşinden sürüklemiş, toplumun üstüne çıkabilmiş lider insanlar. Kesinlikle normal, sıradan insanlar değil. Hiçbir insan sıradan değil ama bu insanlar daha da ötesine geçmiş, bedeller ödemiş, hayatlarından geçmiş insanlar. Mesela Perinçek 15 yıla yakın hapis yatmış. Adi suçlardan değil, tamamen siyasi suçlardan dolayı yatmış. Ben görüşü ne olursa olsun, samimi olsun ya da olmasın, hakkında ne söylenirse söylensin bu tür insanlara saygı duyuyorum. Ya da Fethullah Gülen adam davası uğruna hiç evlenmemiş mesela. Kaç insan bunu yapabilir, böyle bir fedakarlıkta bulunabilir? Tabi kendisi darbe sonrası Türkiye’ye gelmemiş olması lider bir kişiye hiç yakışmadı doğrusu. Lider olan, kitlelerin önünde yürüyen kişi ölümden korkmaz, kitleleri yüz üstü bırakmaz, bedel ödeneceği zaman en önde o işin bedelini o öder. Bence Fethullah Gülen’in bu korkaklığı darbeden bile daha büyük kabahat! Evet, dediğim gibi Perinçek’e en azından 15 yıla yakın bedel ödediği için belki aynı dünya görüşünü paylaşmasam bile saygı duyuyorum. Diğer solcuları sattı mı satmadı mı, onları gammazladı mı inanın çok da bilgi sahibi değilim. Ama en azından Ergenekon davasında bile o yaşına rağmen gidip 6 yıl hapis yattı.

Dikkatimi çeken ikinci bir mesele de Perinçek’e kolaylıkla ulaşabilmek. Evet, kendisine gerçekten ulaşmak mümkün. İnsanları önemsemek, değer vermek, onları muhatap almak çok önemli. Tamam siyasi partiler elbette bu konuda daha önde olmalılar ama bu durum sivil cemaat liderlerinin de bundan tamamen beri oldukları anlamına gelmiyor. İnsanlar Fethullah Gülen’e ulaşabilmek adına milyonlarca himmet! verdi bu ülkede. Gülen’in etrafına ördüğü bu ulaşılmazlık duvarı kendine görece ayrı bir gizem katsa da bence bu hale gelmesinde yaptığı en büyük hataydı. İstişare notlarından aklımda kaldığına göre “Gayrı memnunlar dünyada bir köy bile kurmamış ama çok devletler yıkmış.” şeklindeki sözler kendisine ait. Kendisi aslında bu durumun farkında ama çözüm adına ne kendisinin ne de yapının yaptığı hiçbir şey yok. İşte cemaatin toplumda hem karşılığının olmamasının hem de ona karşı duyulan nefretin sebebi bu. İnsanları önemsememek, hatta insana değer vermemek ve onu hor görmek. Zaten en büyük kazığı da bu yüzden yedi. Cemaatin rahatlıkla kriminalize olması ve terör örgütü ilan edilebilmesi işte toplumla kurduğu (aslında kuramadığı) bu sorunlu ilişki yüzünden oldu. Sosyal bir yapı olarak toplumla elbette ilişki kurması gerekiyordu, ama bu ilişkide hep kendi menfaatlerini önceledi, işine yaramayan insanların çok rahat üstünü çizdi. Bu yüzden bize benzeyen, bizimle aynı dünya görüşünde olan, mütedeyyin sakallı türbanlı insanların bu kadar tepki vermesine çok görmemeli. Teorik olarak bu süreçte en çok onlardan destek beklemek elbette akla yakın bir şey. Ama gerçekler, yaşananlar, tecrübeler bambaşka. Diğer toplum kesimleri cemaate karşı aslında nötrdü. 

Belki Ergenekon, Balyoz, KCK davaları bir nebze bunu olumsuz anlamda değiştirmiş olabilir. Cemaatin en çok ilişkide bulunduğu toplum kesimi olan muhafazakârlar ise hem ideolojik hem de para ve insan kaynağı temin etmek bakımından bu yapıyla daha çok duygusal teması oldu. Nasıl ki Türkçe olimpiyatlarını, dünyaya açılma hamlelerini en çok bu kesim sahipleniyor, burunlarının direkleri sızlıyorduysa bugün de kendilerini belki de kullanılmış hissettiklerinden en çok onlar nefret ediyor. Yani bu nefrete bence şaşırmamalı. Düşünün cemaat 10 kişilik muhafazakâr bir aileden bir kişiyi esnaf ya da talebe olarak kafaladı diyelim. Şimdi siz cemaat olarak diyebilirsiniz ki bizim 10 müntesibimiz var. Halbuki çok büyük bir yanılgı içindesiniz. Bu durumda +10’da değil -9’dasınız. Belki o 1 kişiyi kazandınız ama diğer tarafta o 9 kişiyi kaybettiniz. Çevremde cemaate bilmem kaç tane ev verip de kendi öz annesine ya da yardıma muhtaç kardeşine akrabasına para göndermeyen insanlar biliyorum. Şimdi bu insanlar bu yapıya sempatiyle bakabilirler mi? Diğer taraftan adam zeki bir çocuk tabi cemaat hemen kafalamış. Kafası o kadar çalışmayan onun kardeşi yine bu yapıya sempatiyle mi bakar ya da bizle neden ilgilensinler ki bizim gibi adamlarla onların ne işi olur mu derler? İşte toplumun bilinç altında bu gibi şeyler olduğu için buna bir de soru çalma hadiselerini darbeyi vs. ekleyin bence bu tepkileri az çok anlayabiliyorum. Zaten Gülen’in ülkedeki gazetelere değil de Le Monde’e gidip demeç vermesi bu toplumdan ne kadar kopmuş olduğunu açık bir biçimde gösteriyor. Bunca hadiseye rağmen cemaatten gazetecilere bile randevu vermiyor, onları muhatap almıyor. Kısacası Perinçek’te beni en çok etkileyen sorularıma verdiği yanıtlar bana samimi gelmese de bu insani hasletler ve liderliğin gereği olarak bedel ödemesidir. Fethullah Gülen ve grubunun da en büyük hatası bu hususları ıskalamasıdır.

- Abdulvahap Yıldırım                                             Twitter: @muabdullah60

7 yorum:

  1. Kesinlikle katılıyorum.

    YanıtlaSil
  2. Doğru söz arttıkça, inşallah yanlışlar azalacak.

    YanıtlaSil
  3. "Zaten Gülen’in ülkedeki gazetelere değil de Le Monde’e gidip demeç vermesi bu toplumdan ne kadar kopmuş olduğunu açık bir biçimde gösteriyor."
    Yazmadan önce ne içiyorsunuz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abdulvahap YILDIIRM3 Ekim 2019 12:41

      Yorum için teşekkürler öncelikle. Gülen'le röportaj yapmanın haber değeri var yani Tr'de bu işin epey taliplisi de çıkar yeter ki Gülen Tr medyasına demeç vermeyi kabul etsin. Gülen Türk halkına bir açıklama yapmakla mükelleftir. Kurduğu hareketin gerek finansmanı gerek kadrosu bu ülkenin öz be öz malıdır. Zaten örneğin Almanya'da duyduğuma göre belletmen bulamıyorlarmış kayıt öğrenci gelmiyormuş. Yani bu millet desteğini çekince yok olup tarihe karışması zaten mukadder ki benim de temennim budur. Le Monde'a röportaj vermek bu yüzden gövde gösterisi değil işte bu kopuşun en büyük işaretidir. Selametle!

      Sil
    2. inşaallah tarihteki kadızadeler gibi gülencilerde tarihe gömülecek kadızedeler 20 yılda silindi tahmini buda böyle olacak

      Sil
  4. Bu siteleri gördükçe sürecin uzaması boşuna değil demek ki diyorum.
    Yazın yazın da bilelim sizlerin de ne olduğunuzu..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abdulvahap YILDIRIM8 Ekim 2019 01:53

      Ne demek istediğinizi tam anlamadım?!

      Sil